Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
MUŞ / Sazlıkbaşı Tabiat Parkı
« Son İleti Gönderen: GeZGiN Bugün, 00:48:20 »
Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 12.03.2019 tarihinde Ülkemizin 245. Tabiat Parkı ilan edilmiştir.
2
TARİH / I. Şuppiluliuma
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 05 Nisan 2020, 01:14:17 »
I. Şuppiluliuma (yaklaşık MÖ 1344 - MÖ 1322), adı Hititçe olan ilk Hitit kralı. Şuppi Hititçe saf, luli ise kaynak anlamındayken; Şuppiluliuma, saf kaynaklı anlamı taşır. Yaklaşık 35 yıl boyunca Yakın Doğu tarihine damgasını vuran Hitit kralı, Hitit Krallığı'nı imparatorluğa dönüştüren hükümdar olarak kabul edilir. Hükümdarlığı döneminde Büyük Hitit İmparatorluğu en parlak dönemini yaşamış ve eski başkent Hattuşaş'ın savunması güçlendirilmiştir. Ülkenin dört bir yandan saldırıya uğramasıyla küçülen devleti yeniden toparlamış, yakındoğunun en büyük devleti durumuna getirmiştir.

Hükümdarlığı
II. Tuthaliya'nın oğlu ve ardılıydı. Yaşamına ilişkin bilgiler oğlu ve ardılı II. Murşili'in yıllıklarında ayrıntılı olarak yer alır. Daha prensliği döneminde Hatti topraklarının büyük bir kesimini ele geçiren düşmanlarla savaşmaya başladı, askeri faaliyetlerde babasını temsil ettiğinden, kral olunca deneyimli ve yetenekli bir komutan olarak Kaşkalar'la yaptığı savaşlarda başarılı oldu; sınır bölgelerinde kaleler ve tahkimat yaptırdı. Hattuşaş (Boğazköy) yeniden kuruldu. Azzi-Hayaşa ve Arzava'ya başarılı seferler düzenledi. İşuva ülkesi ile (Aşağı Murat) çatıştı (MÖ 1365'e doğru).

Hükümdarlığının büyük bölümü doğudaki Mitanni Krallığı'na karşı yürüttüğü mücadeleler ve Hititlerin Suriye'de yeniden sağlam bir biçimde tutunmasını sağlamaya yönelik girişimlerle geçti. Mitanni kralı Tuşratta ile Kuzey Suriye'nin istilası için savaştı, ancak Toros geçitleri ve Kizzuvatna üzerinden Mitanni Krallığı'na saldırma girişiminin sonuç vermemesi üzerine ilk seferinde başarılı olamadı. Bu arada iç karışıklıkları yatıştırmak zorunda kaldı, Hayaşa kralı Hukkana ile bir antlaşma imzalayarak kızını onunla evlendirdi. Siyasal gücünü artırmak amacıyla Kizzuvatna kralı Şunaşşura ile anlaştı ve böylece Mitanni ile arasında bir tampon bölge oluşturdu.

Bundan sonra Kuzey Suriye üzerine yürüdü. Fırat'ı daha kuzeyden geçip Mitanni başkenti Vaşşuganni'ye (Vassukkani) arkadan yaklaşarak Suriye'nin kuzeyindeki Mitanni savunmasını aşma yoluna gitti. Planını başarıyla uygulayan Şuppiluliuma Mitanniler'in başkenti Vaşşuganni'yi ele geçirerek yağmaladı. Ardından Fırat'ı geçip güneye yönelerek Mısır'ın egemenliğindeki güney Suriye'ye girerek küçük krallıklara (Ugarit, Kadeş, Amurru) Hitit egemenliğini kabul ettirdi. Öylesine güçlüydü ki, diğer krallar arasındaki anlaşmazlıklara hakemlik yapardı.

Bu yüzden çıkan ve aralıklarla süren çatışmalar sırasında Mısır firavunu Tutankhamon'un ölümü (MÖ 1352) üzerine, onun dul kalan karısı ve üvey kızkardeşi olan Mısır kraliçesi Anhesenamen (firavun Akhenaton ve kraliçe Nefertiti'nin üçüncü kızları) Şuppiluliuma'yla gizlice yazışarak, bir Mısırlı ile evlenemeyeceğini bildirdi ve Şuppiluliuma'dan, oğullarından birini kendisine eş olarak göndermesini istedi. Mısır'ın anayanlı veraset yasalarına göre Anhesenamen'in yeni kocası firavun olacaktı. Şuppiluliuma Anhesenamen'in isteğine uyduysa da, babası tarafından Mısır'a gönderilen prens Zannanza Mısır sarayındaki rakip hiziplere bağlı askerlerce yolda yakalanarak öldürüldü. Bu olay sert bir tepkiye ve sonunda Kadeş Antlaşması'nın imzalanacağı, yıllarca süren savaşlara yol açtı.

Daha sonra oğlu Telipinu'yu Suriye'de bırakarak dinsel görevlerini üstlenmek için Hattuşa'ya döndü. Ama uzun zamandır Mitannilere bağımlı olan Asur'un bağımsızlığını kazanarak bölgede yeni bir güç durumuna gelmesi üzerine, hemen Suriye'ye yeni bir sefer düzenledi. Büyük stratejik önem taşıyan Karkamış kentini aldıktan sonra oğlu Telipinu'yu Halep, öbür oğlu Piyassili'yi de Karkamış kralı yaparak Suriye'nin kuzeyindeki Hitit egemenliğini sağlamlaştırdı.

Öte yandan, Şuppiluliuma Tuşratta'nın öldürülmesi sonucu Mitanni tahtına geçen Artatama ile bozuştu. Tuşratta'nın kendisine sığınan oğlu Mattivaza ile anlaştı ve kızını onunla evlendirerek Mattivaza'yı Mitanni kralı yaptı. Mattivaza'yla bir karşılıklı yardım antlaşması yaparak, Suriye'deki Hitit topraklarını büyüyen Asur tehdidinden koruyacak bir Mitanni tampon devleti oluşturdu.

Şuppiluliuma bundan kısa bir süre sonra Mısırlı savaş tutsaklarının Orta Anadolu'ya taşıdığı ve salgına dönüşen veba hastalığa yakalanarak öldü. Şuppiluliuma askeri yeteneklerinin yanı sıra, merkezi yetkiyi güçlendirmiş ve ele geçirdiği ülkelerin başına kral soyundan yöneticiler atayarak kendisine bağlamayı bilmişti. Fethettiği bölgelerde yaşayan insanları köle yapmayarak, O ülke halklarını Hitit imparatorluğuna bağlı halklar haline getirerek, içişlerinde özerk bıraktı.
3
TARİH / II. Şuppiluliuma
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 05 Nisan 2020, 01:10:57 »
II. Şuppiluliuma, IV. Tuthaliya’nın oğlu, MÖ 1207-1178 yıllarında hüküm sürdüğü düşünülen Hitit İmparatorluğu’nun Yeni (Büyük) Krallık Dönemi’nin bilinen son kralı, ve Asur kralı I. Tukulti-Ninurta’nın çağdaşıdır. Komutası altındaki bir donanma Kıbrıslıları yenilgiye uğratmıştır, bu olay aynı zamanda tarihte kaydedilmiş ilk deniz muharebesidir.



Hükümdarlığı
II. Şuppiluliuma dönemine ait onlarca çivi yazılı doküman ve Luvi Hiyeroglifi ile yazılmış iki anıtsal kitabe Boğazköy'de(Hattuşaş) bulunmuştur. Bu iki kitabe eski vassalı Tarhuntassa’ya ve Alasiya’ya (Kıbrıs) karşı yapılmış savaşları kaydetmiştir. Kitabelerden biri, Nişantepe olarak bilinen mevkide bir kaya yüzeyinde, diğeri ise sarayın hemen güneyindeki reservuar setinin doğu köşesinde inşa edilmiş, kutsal bir mekan olduğu düşünülen ve 2 numaralı oda olarak bilinen yapının iç duvarlarındadır.

II.Şuppiluliuma'nın babası IV. Tuthaliya'dır. Tuthaliya'nın ölümünden sonra tahta veliaht III. Arnuvanda çıkmış, ancak çok kısa bir süre sonra ölmüştür. Şuppiluliuma bir dokümanda, bu konuda kendisinin hiçbir günahı olmadığını, ağabeyi hiç varis bırakmadan öldüğü için onun yerine tahta çıktığını belirtir.

2 numaralı odadaki kitabe, II. Şuppiluliuma’nın hükümdarlığı sırasında Hatti ülkesinin başına bela olan büyük bir siyasal istikrarsızlığı kaydettiği için tarihsel olarak önemlidir. Kitabe II. Şuppiluliuma’nın bir Hitit şehri olan ve II. Muvatalli’nin hükümdarlığı sırasında imparatorluğun siyasal başkenti olarak kısa bir süre hizmet etmiş olan Tarhuntassa şehrini yağmaladığını belirtmektedir. Tarhuntassa şehri ve çevresi, III. Hattuşili'nin Hitit tahtını ele geçirmesinden sonra vassal krallık statüsü kazanmış ve II. Muvatalli'nin oğullarından biri olan Kurunta buraya kral olarak atanmıştır. II. Şuppiluliuma döneminde Tarhuntassa'ya yapılan seferler, Kurunta veya varislerinin Hitit merkezi yönetimine karşı ayaklandığının göstergesidir. Aynı kitabe Batı Anadolu bölgesinde fethedilen çeşitli şehirleri de listeler.

II. Şuppiluliuma döneminde Hitit ülkesinde büyük bir kıtlık çekildiği de anlaşılmaktadır. Çağdaşı olan Mısır kralı Merenptah'ın Karnak tapınağındaki yazıtlarında 'Hatti ülkesini canlı tutabilmek için' tahıl gemilerinin gönderildiği belirtilmekdir. Ras Şamra (Ugarit) kazılarında bulunan bir mektupta, II. Şuppiluliuma, vassalı olan Ugarit kralından Suriye'den gelecek olan tahıl yardımlarının acilen transfer edilebilmesi için hiç geciktirilmeden gemi ve mürettebat temin edilmesini ister.

Hatti ülkesindeki kuraklık Hitit devletinde zafiyete yol açmış olmalıdır. II. Şuppiluliuma'nın Akdeniz bölgesi ve Kıbıs seferlerinin, bu dönemde doğu Akdeniz sahilerinde büyük bir yıkıma sebebiyet verecek olan Deniz Kavimleri'nin yarattığı tehlikelere karşı ve Hitit limanlarını tahıl aktarımı için güvene almak amacıyla yapıldığı şeklinde değerlendirilir.

Gene Ras Şamra kazılarında bulunan kayıtlar temel alınarak, batıda oluşan tehdit sonucunda, Hitit Kralı’nın Ugarit’den destek talebinde bulunduğu bilinmektedir. Ugarit’in son kralı olan Ammurapi'ye gönderilen bir mektupta Hitit kralı şöyle der:

“[Yaklaşan, gelen(?)] düşman bize karşı ve sayıca hiçiz [...]. Sayımız çok az (?)[. . .] her ne kadar mevcutsa, onu bulmaya çalış ve onu bana gönder.”


Ammurapi gerçekten gemilerini ve askerlerini II. Suppiluliuma'nın yardımına göndermiş olabilir. Ancak bu sefer tehlike Ugarit'i vurur. Ammurapi, Alasiya’nın (Kıbrıs) hükümdarı Eşuvara’ya gemilerle yaklaşan Deniz Kavimlerinin tehdidi karşısında şöyle demektedir:

“Baba,[10] dikkatle dinle, düşmanın gemileri (buraya) geldiler; şehirlerim(?) yakıldılar, ve ülkemde şeytanca şeyler yaptılar. Babam bilmiyor mu ki tüm birliklerim ve savaş arabalarım(?) Hitit ülkesinde ve tüm gemilerim Lukka topraklarında? … Bu yüzden ülke kendi haline terk edilmiş durumda. Babam bilmelidir ki düşmanın buraya gelen yedi gemisi bize çok zarar verdi.”

Ele geçen dokümanlarda her ne kadar başarılı seferlerden bahsedilmişse de, MÖ 1170'lerin sonunda, Hitit Krallığı Deniz Kavimlerinin ve Kaşkaların işgaliyle sona ermiştir. II. Şuppiluliuma'dan sonra başka bir merkezi Hitit devleti kralı yoktur, ancak "Büyük Kral" unvanı bazı Geç Hitit krallıklarında bir süre daha kullanılmıştır.
4
GİRESUN / Harşit Tabiat Parkı
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 04 Nisan 2020, 13:48:17 »
Giresun'un Doğankent ilçesinde bulunan Doymuş Köyü ve Çatalağaç Köyü civarındaki "Harşit Tabiat Parkı" Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 12.03.2019 tarihinde Ülkemizin 244. Tabiat Parkı ilan edilmiştir.

Toplamda 51 hektarlık Tabiat Parkı içerisinde yaklaşık 30 metreden düşen 3 adet şelale (Çatalağaç ve Doymuş Şelaleleri) olduğu ve içerisinde yer aldığı orman ekosistemiyle birlikte yüksek peyzaj değeri göstermektedir. Tabiat Parkı; bölgenin tehlikeye maruz, kaybolmaya yüz tutmuş, doğal yolla oluşmuş ender, emsalsiz, nadir orman, su ve kaya ekosistemlerinden oluşmakta olup, bitki örtüsü, yaban hayatı özellikleri ve ekosistem zenginliği ile kendine özgü ekosistem biyolojik çeşitliliğini barındırmaktadır.

Çatalağaç Köyünde Eriklik ve Verdese deresinin Harşit Çayına aktığı kısımda kademeli inerek 4 şelale oluşturmaktadır. Bu şelalelerden 1 tanesi yaklaşık 25 metreden akmakta, yol kenarında bulunan şelale ise yaklaşık 20 metreden akmaktadır. Bu kısımda tarihi çalışır vaziyette bir değirmen bulunmaktadır.

Doymuş köyünde Değirmen derenin Harşit çayına ulaştığı noktada yaklaşık 20 metreden akan görünüşü ve peyzaj değeri olan bir şelale bulunmaktadır. Bu şelale de köy içerisinden 3 kademeli şekilde Harşit çayına akmaktadır.

Flora : Bozuk Kızılağaç, Kızılağaç, Bozuk Meşe, Meşe, Gürgen gençliği, Kayın, Kayın gençliği, Kestane gençliği, Ladin, genç Fındık ile su kenarlarında bulunan Çınar, Dişbudak, Söğüt, Kavak, Akçaağaç, Karaağaç, Düdüklük, orman ekosistemini oluşturmaktadır.
5
MALATYA / Ynt: Günpınar Vadisi ve Şelalesi
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 04 Nisan 2020, 13:16:18 »
Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 26.06.2018 tarihinde Ülkemizin 243. Tabiat Parkı ilan edilmiştir.
6
TARİH / Ynt: Likyalılar
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 03 Nisan 2020, 22:18:46 »
Likya veya Lisiya (Likçe: 𐊗𐊕𐊐𐊎𐊆𐊖. Trm̃mis; Yunanca: Λυκία, Lykía), Anadolu'nun Teke Yarımadası'nı kapsayan antik bir bölgedir. Likya, aynı zamanda bu bölgedeki antik kentlerin oluşturduğu bir federasyon ve daha sonra da Roma İmparatorluğu’nun bir eyaletidir. Likya "Işık Ülkesi" anlamına gelmektedir.

Hint-Avrupalı Luviler ile bağlantılı olduğu düşünülen ve tarihte bilinen ilk demokratik birliği kurmuş olmakla bilinen Likyalılar, farklı şehirlerden bir araya gelmiş olmalarına rağmen ortak bir kültür yaratmış ve var oldukları sürece bunu paylaşıp yaşatmışlardır. Bölge daha sonra helenleşmiş ve Persler, Makedonlar ve Romalılar gibi çeşitli halklar tarafından işgal edilmiş ve kontrol edilmiştir.

Coğrafya
Bölge Antalya'nın batısını, Muğla'nın güneydoğusunu ve Denizli ile Burdur'un güneyini kapsar. Tarihsel olarak sınırları batıda Dalaman Çayı, doğuda bugünkü Kemer ile sınırlıdır. En kuzeyi Burdur'un Gölhisar ilçesidir. Toros Dağları'nı da içeren bu bölgenin yüksekliği Akdağlar ve Beydağları gibi noktalarda 3000 metreyi aşar. Kıyı kesimi hem çeşitli koy ve körfezlerle, hem de masmavi deniz ve parlak kumları ile görsel bir ziyafet sunar. Likya tarihte, kuzey ve kuzeybatıda Karya (Caria) ile, kuzeydoğuda ve doğuda Pamfilya (Pamphilia) ve Pisidya (Pisidia), kuzeyde Frigya(Phyrgia) ile çevrilmiştir.

Likya kentleri
Tarih boyunca sınırları değişkenlik göstermekle beraber, hem o döneme ait çeşitli yazıtlardan, hem de kentlerin sahip olduğu ana karakterlerden (mezarlar, vb) Likya kentlerini ayırt etme imkanına sahibiz. Doğal olarak en çok tartışma Karya, Pisidya ve Pamfilya sınırlarına yakın olan kentler üzerine olmuş, ancak tarihçiler aşağıdaki kentlerin Likya kentleri olduğu konusunda genel bir fikir birliğine varmışlardır.

•   Aloanda
•   Andriake
•   Antiphellos
•   Aperlai
•   Apollonia
•   Araxa
•   Ariassos
•   Arneai
•   Arnna (Ksantos)
•   Arsada
•   Arykanda
•   Balbura
•   Bubon
•   Choma
•   Daedala
•   Gagae
•   Hippoukome
•   Idebessos
•   İsinda
•   Istlada
•   Kadyanda
•   Kandyba
•   Karmylassos
•   Kibyra
•   Korydalla
•   Kyaneai
•   Letoon
•   Lmyra
•   Myra
•   Nysa
•   Oktapolis
•   Oinoanda
•   Olympos
•   Patara
•   Phaselis
•   Phellos
•   Pınara
•   Podalia
•   Pydnai
•   Rhodiapolis
•   Simena
•   Sura
•   Sidyma
•   Telmessos
•   Termessos Minor
•   Theimussa
•   Tlos
•   Trebenna
•   Tyberissos
•   Typallia
•   Trysa

Tarihçe
Likyalılar’ın, MÖ 3. binyılın ikinci yarısında Anadolu'ya gelen ve 2. binyıl boyunca Güney Anadolu bölgesinde yaşamış ve Anadolu’nun en eski Hint-Avrupa kökenli halkı olan Luviler’in dağılmasından sonra bir kısmının devamı olduğu söylenir. Luvi dilinin Hititçe’yle yakınlığı ve Luviler’in de Hititliler’le akraba olduğu göz önünde bulundurulursa Likçe’nin de Hititçe’ye olan bağlantısı anlaşılır. Hitit dilinde Likya’nın adı Lukka’dır.

En başından beri Yunanların saldırılarına karşılık verebilen Likyalılar, MÖ 6. yüzyılda Persler tarafından işgal edilmiştir. Ancak MÖ 4. yüzyılda Büyük İskender çıktığı “Doğu Seferi” dâhilinde bu bölgeyi de ele geçirmiştir. İskender’in ölümü ile generallerinden Ptolemaios bu bölgeyi almıştır ancak varlığını eskisi gibi hissettirememiştir. Bölge yavaş yavaş Yunan kültürü ve sosyal değerlerinin etkisinde kalmıştır. MÖ 190 yılında sonuçlanan Magnesia Savaşı'nın ardından imzalanan Apameia barşı uyarınca komşu bölge Karya ile birlikte savaşta Roma tarafında yer alan Rodos’a bırakılmıştır. Likya Birliği bu yıllarda Rodos’a karşı direniş amacıyla kurulmuştur. MÖ 168-167 yıllarında ise Roma İmparatorluğu Likya’nın bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu yüzyıl içerisinde Anadolu’nun birçok bölümü Roma eyaleti şeklinde düzenlenmiştir fakat Likya bağımsızlığını korumayı başarmıştır. Bunun önemli nedenlerinden birisi Mithridates VI. Eupator tarafından başlatılan Roma aleyhtarı eyleme katılmayıp Roma tarafında yer almasıdır. Bununla birlikte MÖ 1. yüzyılda karışık Roma politikasından da etkilenmiştir. Ksantos halkı, Pers istilalarında olduğu gibi, bu dönemde de kendilerine saldıran büyük askeri güçlere karşı direnmişler, savaşı kazanamayacakları anlaşıldığında da toplu intihar yolu ile kendilerini yakmışlardır. Roma, Likya Birliği’ni yeniden ayağa kaldırmak için, bu felaketten arda kalanlara, destek verir. M.S. 42-43 yıllarında imparator Claudius tarafından Provincia Lycia adı ile eyalet haline getirilir. Söz konusu eyalet M.S. 72-73 yıllarında imparator Vespasianus tarafından Provincia Pamphylia eyaleti ile birleştirilerek Likya ve Pamfilya Eyaleti (Provincia Lycia-Pamphylia) oluşturulur.

Likya, M.S. 2. ve 3. yüzyıllarda yaşadığı büyük depremlerin ve M.S. 6. ve 8. yüzyılları arasında yaklaşık 200 yıl süren veba salgınının ardından bir daha kendisini toparlayamamıştır. M.S. 8. yüzyılda Arap akınları ve bu süreye kadar da korsan saldırıları sebebi ile terk edilen bölge, 13. yüzyılda Türk Beylikleri ile yeniden yerleşime açılmıştır.

Herodot ise Likya ve Likyalılar hakkında;

“   Likyalılar’ın kökeni eski devirlerde Yunan olmayan halkın yaşadığı Girit’ti. Europa’nın iki oğlu olan Sarpedon ve Minos tahtı ele geçirmek için mücadele etmişler ve galip gelen Minos, Sarpedon’u ve taraftarlarını ülkeden dışarı atmıştı. Sürülen grup, gemilere binip Asya’ya doğru hareket etmiş ve Milyaslar’ın topraklarına yerleşmişlerdi. Milyas, o zamanlar Solymler tarafından işgal edilen ve bugün Likyalılar’ın yaşadıkları ülkenin eski adıdır. Sarpedon'un krallığı zamanında isimleri Termiller diye bilinirdi. Şimdi bile komşuları Likyalılar için bu adı kullanırlar. Gelenekleri yönünden bazıları Giritliler’e, bazıları Karyalılar’a benzer. Fakat hiç kimseye benzemeyen bir töreleri vardır. O da babaları yerine analarının adını kullanmalarıdır. Bir Likyalı’ya kim olduğunu sorun, size adını annesinin, anneannesinin, büyük anneannesinin ve daha büyük anneannesinin ismini söyleyerek cevap verir. Hür bir kadının bir köleden çocuğu olursa yasal sayılır. Buna karşılık, toplum içinde ne kadar önemli bir yeri olursa olsun, hür bir erkekle bir yabancı kadının veya metresinin çocuğuna vatandaşlık hakkı tanınmaz.   „

demektedir.

Dil
Günümüzde Likya dilinin, Luvi dilinin devamı olduğu hemen tüm uzmanlarca kabul edilmektedir. Likya’nın başkenti olan Arnna’da (Likçe: "Arnna"; Yunanca: "Ksantos") bulunan ve Atinalılara karşı kazanılan zaferi betimleyen Likçe yazıt, Likya dilinin en önemlili kaynaklarındandır. Hint-Avrupa Dil Ailesi'ne ait olduğu kabul edilen Likya dilinde 6'sı sesli olmak üzere toplam 29 harf bulunduğu saptanmıştır. Harf yazılışlarının Yunan alfabesi ile bazı ortaklıkları olduğu da bilinen bir gerçektir.
Yönetim ve devlet yapısı

Tarihte bilinen ilk demokratik birliği kurmuş olmakla bilinen Likyalılar, farklı şehirlerden bir araya gelmiş olmalarına rağmen ortak bir kültür yaratmış ve var oldukları sürece bunu paylaşıp yaşatmışlardır. Bunu, arkalarında bırakmış oldukları, bugüne kadar ayakta kalabilen eserlerinin izlerinde rahatlıkla görebiliyoruz.

Likya Birliği hakkında edinilen bilgilere göre birlik önemli–önemsiz toplam 23 şehirden oluşmuştur. Günümüze kadar da dayanabilmiş, en büyük altı şehir olan Arnna (Ksantos), Patara, Pinara, Tlos, Myra ve Olympos’un 3’er oy hakkı bulunurken, daha önemsiz ve küçük şehirlerin 1 ya da 2 oy hakkı vardır. 2 ya da daha fazla sayıda Likya kentinin bir araya gelerek oluşturduğu politik birliklere Sympoliteia adı verilir.
Likyalılar'ın kurmuş olduğu bu federasyon sistemi, aynı zamanda ABD Anayasası'na da ilham kaynağı olmuştur. Alexander Hamilton, James Madison ve John Jay tarafından kaleme alınan ve 85 makaleden oluşan Federalist Yazılar, ABD Anayasası'nın da temelini oluşturmaktadır. Alexander Hamilton'un yazdığı 9 ve 16 no.lu ve James Madison'un yazdığı 45.no.lu makalelerde ABD için en uygun yönetim sisteminin Likya Federasyonu'nda olduğu gibi federatif şehir birliği (eyaletler) olduğuna açıkça vurgu yapılmaktadır.

7
SİVAS / Oymalık Tabiat Parkı
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 03 Nisan 2020, 10:51:48 »
Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 29.05.2018 tarihinde Ülkemizin 238. Tabiat Parkı ilan edilmiştir.
8
GAZİANTEP / Milli Mücadele Tabiat Parkı
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 03 Nisan 2020, 10:45:27 »
Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 07.06.2018 tarihinde Ülkemizin 241. Tabiat Parkı ilan edilmiştir. 34 hektarlık Alan Gaziantep il merkezine 25 kilometre mesafede bulunuyor.
9
BİLECİK / Ynt: Kınık Şelalesi
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 03 Nisan 2020, 10:41:17 »
Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 04.06.2018 tarihinde Ülkemizin 240. Tabiat Parkı ilan edilmiştir. Bilecik merkez Kınık köyü sınırlarında yer alan bin 111 dekar büyüklüğündeki alan Merkeze 22 Km uzaklıkta bulunmaktadır.
10
AFYON / Yedikapı Tabiat Parkı
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 02 Nisan 2020, 14:10:38 »
Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 29.05.2018 tarihinde Ülkemizin 239. Tabiat Parkı ilan edilmiştir.

Alan, Kemerkaya köyüne 9 km, Bolvadin ilçe merkezine 27 km, Emirdağ ilçesine 12 km uzaklıktadır. Toplam alan ise 215,9 ha alandır.  Eşsiz yayla manzarası ile birlikte Emirdağ ovasının gözlenebileceği Yedikapı Tabiat Parkı’ndaki Yedikapı Göleti de  doğal manzaraya eşsiz bir değer katmaktadır.
Sayfa: [1] 2 3 ... 10