Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
EDEBİYAT / Papağan İle Zürafa - Serdar Yıldırım
« Son İleti Gönderen: Serdar Yıldırım 26 Kasım 2022, 19:47:07 »


PAPAĞAN İLE ZÜRAFA
Afrika’nın uçsuz bucaksız savanlarında yaşayan bir papağan vardı. Bu papağanın adı Sarp’tı. Sarp hangi ağacın altındaki gölgelikte serinleyen hayvan grubu varsa oraya gider, konuşmaları dinlerdi. Kim ne demiş, kim ne söylemiş, kimin ne derdi varmış, hepsini bilirdi. Sarp öğrendiklerini sağda solda anlatmaz, olayların hesaplaşmasını kendi iç dünyasında yapardı. Duydukları çok önemliyse, bunları arkadaşı zürafa Bili ile paylaşırdı. Zürafa Bili, Sarp’ın anlattıklarını önemsemez, güler geçerdi.

Günlerden bir gün, Sarp bir ağacın dalları arasında uyukluyordu. Öğleye doğru bir aslan grubu Sarp’ın durduğu ağacın altında dinlenmeye çekildi. Aslanların konuşmalarını duyan Sarp gözlerini açtı. Bu aslan milleti oldum olası iki konu hakkında konuşurdu. Birincisi, en büyük düşmanları sırtlanlar ve ikincisi, bu gece ne avlasak? Civardaki sırtlanlar, geceli, gündüzlü avlanarak aslanların tekerine çomak sokmuştu. Yalnız gezen sırtlanı yakalayıp öldürmeli ve sayılarını kontrol altında tutmalıydı. Sırtlanları tümden yok edebilseler buralar geyik, zebra ve antilop dolardı. Dün gece av peşinde koşmuşlar, iki zebra ve bir antilobu ellerinden kaçırmışlardı. Belli ki, zebralar, antiloplar hızlarını arttırmışlardı. Belki de, biz yavaşladık, diyenler vardı. Bir diğer aslan: Yavaşladığımız doğrudur. Hatırlarsanız dün gece de av yakalayamadık yani iki gündür açız. Aç aslan hızlı koşamayacağına göre, avlanamaması normaldir.

Bunun üzerine grubun lideri erkek aslan:  “ Şu ilerideki ağacın yapraklarını yiyen uzun boyunlu zürafayı avlayalım. Akşamüstü peşine düşeriz. Öyle bir tuzak kuralım ki, o zürafanın boyunu devirelim. Dur bakalım, zürafa Bili değil mi o? Akşama yedim seni, Bili.”
Sarp duyduklarına inanamadı. Aslanlar, arkadaşı Bili’yi yakalayıp yiyeceklerdi. Hemen gidip Bili’yi uyarmalı ve onun buralardan çok uzaklara gitmesini sağlamalıydı.
Bili, papağanın anlattıklarını her zamanki gibi önemsemedi, güldü, geçti. Yıllardır ona dokunmayan aslanlar neden şimdi fikir değiştirsin? Hem onun aslanlardan korkusu yoktu. Gücüne güveniyordu. Aslanları pişman ederdi. Papağanın, bu sefer durum başka, aslanlar iki gündür açmış. Sadece sana odaklanmışlar. Tuzak hazırlıyorlar, demesine aldırmadı.

Bili akşamüstü ormanın kenarına geldi. Birden aslanların etrafını sardığını görünce içi acıdı. Keşke Sarp’ı dinleseydim ve buralardan gitseydim, diye düşündü. Aslanlara yem olmak istemeyen Bili, onlara saldırdı. Uzun bacaklarıyla tekmeler savurdu. Bu tekmelerin tadına bakan iki aslanı yere serdi. Ormanın kenarındaki dar alandan kurtulup açık alana çıktı ve koşmaya başladı. Peşinde yirmiden çok aslan vardı. Tuzak, saat gibi işliyordu. Bili koştukça, kaçtıkça yoruldu. Birer aslan ayaklarına sarıldı. Bunun üzerine Bili’nin hareketleri yavaşladı, dizlerinin üstüne çöktü ve yere yuvarlandı. Grubun lideri erkek aslan, mengene gibi dişleriyle, Bili’nin boğazını sıkmaya başladı.  Olanları başından beri takip eden papağan yakındaki bir ağaca kondu:  “ Dur, Uzunyele. Ben papağan Sarp. Hatırlarsan küçükken seni birkaç kere ölümden kurtarmıştım. Bana can borcun var. O zürafa Bili, benim arkadaşım. Onu bırakmanı istiyorum.”
Uzunyele, papağanın dediğini yaptı. Bili’yi bıraktı. Papağanın dedikleri doğruydu. Yavruyken papağanın çok faydasını görmüştü. Yaşamını papağana borçluydu. Bili ayağa kalktı ve oradan uzaklaştı. Aslanlar, bir daha Bili’ye dokunmadılar. Papağan ve Bili’nin arkadaşlıkları devam etti. Bili artık papağanın anlattıklarını dikkatle dinliyordu, gülüp geçmiyordu.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım

2
EDEBİYAT / Oğlak İle Kartal - Serdar Yıldırım
« Son İleti Gönderen: Serdar Yıldırım 26 Kasım 2022, 19:46:39 »

OĞLAK İLE KARTAL
Bursa Hayvanat Bahçesi’nde kartallar için ayrılan yer çok büyüktü. Buradaki kartallar, tel örgülerle çevrili, yüksek yerde uçup duruyordu. Yorulanlar ise, kayaların üstünde oturuyordu. Pek çoğu yarını bekliyordu. Genç kartal Pena, yarın bekleme bahsini çoktan geçmiş, bugünü değerlendirme çabası içine girmişti. Tellerin yukarıdaki kayalara monte edildiği yerde kaçıp gidebileceği bir gedik açmıştı. Buradan kurtulup zengin olma düşüncesindeydi. Akıllıydı, zekiydi ama ikna kabiliyeti azdı. Diğer kartallardan birkaç kez borç istemiş ama kimse borç vermeye yanaşmamıştı. Ormana gitse, kim ona sermaye verir de firma kurabilirdi?

Kartalların bulunduğu yerin yan tarafında keçi ve koyunlar için ayrılan yer vardı. Baharın gelmesiyle birlikte keçiler,  koyunlar yavrulamış ve pek çok yavru dünyaya gelmişti. Pena keçi yavrularına oğlak, koyun yavrularına kuzu dendiğini biliyordu. Yavrular bir aylık olmuşlardı ki, son günlerde Pena’nın dikkatini bir oğlak çekmişti. Odi adındaki bu oğlak başına diğer oğlakları ve kuzuları topluyor, anlattıkça anlatıyordu. Günler geçtikçe keçiler ve koyunlar da oğlağın anlattıklarını dinlemeye başlamıştı. Pena bir gün çimenlerin üstüne indi ve yan taraftaki oğlağın anlattıklarına dikkat kesildi. Oğlak buradan kurtulup ormana gidince yapacaklarını anlatıyordu. Ormandaki bankalara başvuruyor, müthiş ikna kabiliyetini kullanıp kredi alıyor, kiralık bir yer bulup bankasını kuruyor. Orman hayvanlarından düşük faizle para toplayıp, yüksek faizle para veriyor. Havuzlu villalar, Ferrari arabalar, denizde yatlar, kotralar. Bol sıfırlı paraları, bankadan aktarıp şirketler kuruyor, holding patronu oluyor.

Genç kartal Pena, birkaç gün sonra oğlak ile anlaştı ve kendi bölümündeki gedikten çıkarak, oğlağı kucakladığı gibi, ormana doğru uçtu. Odi, Pena ile birlikte ormandaki bir bankanın genel merkezine giderek projesini anlattı ve on iki sıfırlı krediyi cebine koydu. Kiralık, büyük bir yer bulup, OĞLAKBANK’ı kurdu. Odi düşüncesini aynen uygulayarak kısa zamanda bankasını o ormanın sayılı bankaları arasına sokmayı başardı. Düşük faizle para topluyor, yüksek faizle para verince kar muhakkak oluyor. Birkaç ay sonra şirketler kurdu, holding patronu oldu. Ormanda zor duruma düşen ve iflasın eşiğine gelen bir bankayı ele geçiren Odi, Ferrari’den inip Limuzin’e bindi.

Odi kendine sırtlanları danışman tuttu ve bu danışmanların isteği doğrultusunda çalışmaya başladı. Danışmanların ilk isteği, kartal Pena’yı yanından uzaklaştırmasıydı. Pena’nın, bensiz bir hiç olursun, sıfırlanırsın, bu sırtlanların yalanlarına kanma, diyerek çırpınması ve tüylerini yolması fayda etmedi. Odi, danışmanların isteğine uydu ve kartal Pena’nın görevine son verdi.

Aradan günler, haftalar geçtikçe, Odi’nin işleri bozuldu. Yanında kartal Pena olmayınca, şirket müdürleri, Odi’yi dinlemez oldu. Zor durumda kalan Odi fabrikalarını, yatlarını, kotralarını ve limuzini sattı. İşçi ve memurların maaşlarını ödedi.  Son çare olarak ilk kredi çektiği bankanın genel merkezine  gitti. Bankanın genel müdürü kredi veremeyeceğini Odi’ye söyledi.
Bunun üzerine Odi:  “ Efendim, daha önce bana kredi vermiştiniz ve borcumu ödemiştim. “ dedi.
Banka genel müdürü:  “ Onun orası öyle de o zaman arkanda sert bakışlı ve o bakışlarıyla beni korkutan kartal Pena vardı. Şimdi Pena yok. Herkes Pena korkusundan senin kurduğun Oğlakbank’a koştu. Para yatırdılar, yüksek faizle kredi aldılar. Pena’sız Odi bir işe yaramaz. Lafla benden kredi alamazdın, banka kuramazdın. Pena’yı kovmakla hata yaptın, bu hatanın sonucuna katlanmalısın. “
“ Oğlakbank darphane gibi para basıyordu ama elimden gitti. Banka işi bitti. Bu ormana ilk geldiğimde beş parasızdım ama umutluydum. Şimdi on parasızım ama umutsuzum. Sizce bundan sonra ne yapmam gerekir? “
“ Beni dinle ve geldiğin yere dön. Zira bu orman halkı düşene acımaz. Hele senin gibi, sıfırdan zirveye çıkıp düşene. Zirvede kalsaydın alkışlarlardı ama düştüğün için, seni linç ederler. “
“ İş bu kadar ciddi desene. Sonunda genç yaşta bu hayata veda etmek de var. “
“ Hayat bu. Genç, yaşlı dinlemiyor. Ancak kafası çalışanlar zulümden kaçıyor. “

Odi, banka müdürünün istediğini yaptı. Bursa Hayvanat Bahçesi’ne geri döndü. Başından geçenleri keçilere, oğlaklara, koyunlara, kuzulara anlattı. Yan taraftaki tel örgülerin ardındaki kartal Pena’yı işaret etti. Onun üstün bir kartal olduğunu ve kafasını çalıştırarak, fikir üreterek, kendi çizgisi doğrultusunda hayatı sorguladığını ve hayatın üstesinden geldiğini, bunun sonucunda harikalar yarattığını anlattı. Pena içinizden birini ormana götürmek isterse, onunla gidin ve ondan hiç ayrılmayın. Benim yaptığım hatayı siz yapmayın. “ dedi.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım
3
KARAMAN / Madenşehri Köyü
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 26 Kasım 2022, 15:15:22 »
Madenşehri, Karaman ilinin merkez ilçesine bağlı bir köydür. Köy, Karaman il merkezine 34 km uzaklıktadır. Binbirkilise köy yakınlarında bulunur.

Madenşehir Örenyeri içinde Madenşehir adında bir köy yerleşmesi vardır. Bu durum sonucu birçok tarihi yapı yok olmuştur. Hâlâ bir bölümü ayakta duran yapılar incelendiği zaman yapıldığı devrin sanatı, mimarisi hakkında fikir vermektedir.

Köyün girişinde yer alan Binbir Kilise yapılarının en büyüğü bir numaralı bazilikadır. Yapı ilk kez 500 yılında inşa edilmiş, Arap ihtilasında harap olduktan sonra 900 yıllarında tamir edilmiştir. Bir numaralı bazilikadan kuzeye doğru giden yolun her iki tarafında Nekropol (mezarlık) alanı bulunmaktadır. Bu alanda yüzeye yayılmış lahit ve lahit kapakları görülebilmektedir. Bu lahitlerden bazılarının dış yüzleri kabartma figürlerle süslüdür. Bazılarında da sadece haç kabartması vardır.

Yolun devamında köylülerin ağzı açık diye adlandırdığı klan exedra (yarım yuvarlak girinti),karşısında (batı) çoğu bölümleri yıkılmış, altında iki kemer, üst katında dört kemerli bir galerisi olan bazilika ve bu iki yapının yakınında büyük bir sarnıç yer almaktadır. Exedra’dan köyün içine giden yolun solunda üzerinde bir ev yapılmış olan 13 numaralı kilisenin kalıntıları bulunmaktadır.

Madenşehir köyünden Üçkuyu köyüne giden yolun kenarında Yukarı Ören olarak adlandırılan eski bir Türk köyü kalıntıları olan örenin içerisinde kiliseler bulunmaktadır. Bunlardan on numaralı kilise Binbir Kilise mimarisinde yuvarlak planlı binaların temsilcisidir.
4
KİLİS / Tarihi Sabunhane Binası (Kilis Müzesi)
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 24 Kasım 2022, 12:22:13 »
Kilis İli, Hakverdi Mahallesi, Haki Efendi Sokağında bulunan Sabunhane ve Mahsere 1900lü yıllarda inşa edildiği söylenmektedir. 1960 yılına kadar zeytinyağı ve sabunhane imalathanesi olarak işlevini sürdürmüştür. İnşa edildiği yıllarda Kilis’in en büyük zeytinyağı ve sabunhane imalathanesi bilinmektedir. Taşınmaz iki katlı olup, kesme taştan ‘L’ şeklinde inşa edilmiştir. Birisi asıl diğeri depo olmak üzere tonozlu iki giriş kapısına sahiptir.  Bina 1880‟li yıllarda yapılmıştır. Binada ticarete yönelik olarak büyük ölçekte sabun üretimi yapılmıştır. Kilis’te bulunan iki büyük sabunhaneden biri olan bina “Kalaycılar Masmanası” olarak da anılmaktadır. Osmanlı döneminde sabun imalatı önemli bir sektör konumundaydı. Sabun "acı zeyt" denilen yemeklik yağ çıkarıldıktan sonra ikinci işlemde çıkarılan zeytinyağından yapılmaktadır. Bina Şuanda Kilis Müze Binası olarak teşhir tanzim ve onarım aşamasındadır. Daha önce restorasyon geçirmiş ancak 24.08.2017 tarihinde Neşet Efendi Konağı ile birlikte ihalesi yapılarak şuanda tekrar teşhir ve tanzime yönelik onarım işlemlerine başlanmıştır. Tahsisi Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne ait olan bina 25.11.2010 yılında tescil edilmiştir. Teşhir tanzim çalışmaları devam etmektedir.
 


Geleneksel Kilis mimarisinin en iyi örneklerinden birisi olan Tarihi Sabunhane Binası 24.08.2017 tarihinde yapılan ihale ile Kilis Müze Müdürlüğü Teşhir ve Tanzim ile idari bina yapılmak üzere yetkili firmaya teslim edilmiş 02.09.2019 tarihinde restorasyon çalışmalarının bitirilerek teslim edilmesi sözleşmede kararlaştırılmıştır.

Ancak; şuan teşhir tanzim çalışmaları devam etmekte olup, idari binanın yapımında sorunlar yaşanmaktadır.

İdari binanın yapımı için gerekli parsel kamulaştırma çalışmaları yapılmış ve müstakil tapuları alınmıştır. Fakat tevhit işlemi (tapu birleştirme) aşamasında Kilis 2. Asliye hukuk mahkemesinin 2018/58 sayılı kararında taşınmaz üzerindeki şerhin kaldırılması yer almamıştır. Hazine avukatı ile yapılan görüşmede karar düzeltme yapılacaktır. Bu nedenle sabunhane binasının avlu içerisine yapılacak idari binanın yapımına başlanılamamıştır.
5
IĞDIR / Harmandöven Kervansarayı
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 23 Kasım 2022, 10:53:23 »
Iğdır ilinden on beş kilometre mesafede Harmandöven Köyü yakınında yol üzerinde yer alan kervansaray Batum, Ani ve Doğu Beyazıt kervan yolu üzerinde bugünkü Harmandöven Köyü dışında yapılan Iğdır kervansarayı 13.yüz yıl sonlarında Anadolu Selçuklu devletinin yaptırmış bulunduğu son abidevi eserlerden biridir. Selçuklular döneminde Anadolu da çokça yaptırılan açık avlulu ve kapalı hol sistemi planı çerçevesinde kale görünümündeki bu büyük kolsal yapılar. özellikle sultan ve vezirlerin talimatları ile önemli yol güzergahları üzerine inşa edilmişlerdir. Iğdır kervansarayı ise tali bir yol üzerinde inşa edilmiş plan olarak diğerlerinden avlusu olması ile ayrılmıştır. 13 y.y.y. sonunda yapılan kervansaray Elazığ Çemişgezek yakınında aynı yüz yıl sonlarında kaldığı tahmin edilen İbrahim şah hanının planına benzemektedir. Avlusu kapalı hol sistemi planında yapılmıştır.

6
IĞDIR / Şahmeran Tepesi Ve Mağarası
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 22 Kasım 2022, 09:29:43 »
Şehrin merkezine yaklaşık 5 km uzaklıkta bulunan ve farklı hikâye ve masallara konu olan bu tepe/mağara, zamanında mağarada yaşayan ve en ihtişamlı, korkulan yılan olan Şahmeranın burada yaşadığı, insanlardan birine âşık olduğu ve aşkına karşılık bulduğu rivayet edilmektedir. Şahmeranın sonunun ne olduğu ile ilgili herhangi bir bilgi geçmemektedir. Iğdır’a yolunuzun düştüğü vakit kesinlikle uğramanız gereken yerlerden biridir.
7
IĞDIR / Gökdekli Kümbeti
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 22 Kasım 2022, 09:23:52 »
Iğdır iline bağlı Aralık ilçesinde yer an Gökdekli Kümbeti, hicri takvime göre 1322 yılında Hacı İbrahim adına yapılmıştır. Dönemin taş kesme mimarisine örnek olan bu yapı Iğdır'ın önemli inanç turizmi merkezlerinden birisidir.
8
DİYARBAKIR / Haburman Köprüsü
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 21 Kasım 2022, 12:25:02 »
Haburman Köprüsü, Diyarbakır'ın Çermik ilçesinin batısında bulunan ve Sinek Çayı üzerine kurulan bir köprüdür. Çermik Köprüsü olarak da bilinir.



Üzerinde yer alan kitabeye göre 1179 yılında Artuklular döneminde, Necmeddin Alpi ibn Timurtaş'ın kızı Zübeyde Hatun tarafından yaptırılmıştır.[2] Yapının ana malzemesi olarak kalker taş hâkimdir.[2] Yanlara eğimle inen, ortadaki büyük ana kemer ile her iki yanındaki birer boşaltma gözünden oluşan yapı, üç gözlü bir köprüdür ve köprünün yanlarında korkuluklar bulunmaz. 106 metre uzunluğunda ve tabliye genişliği 4,90 metre olan köprünün doğu kanadındaki ilk gözü 5,30 metre açıklığında olup büyük kemer gözünün açıklığı 19 metre, batı kanadındaki gözü ise 7 metredir.

Tarih boyunca çeşitli tamirler gören köprünün son esaslı onarımı 1927 yılında Çermik Kaymakamı Hikmet Bey ile Belediye Başkanı Rifat Bey tarafından yaptırılmıştır.
9
DİYARBAKIR / Asur Kalesi
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 20 Kasım 2022, 18:30:06 »
Diyarbakır'ın Eğil ilçesinde yer alan ve Asurlular tarafından yapılan Asur Kalesi Diyarbakır'ın en önemli tarihi varlıkları arasında yer alır.  Asur Kalesi'nde ana kayanın oyulmasıyla elde edilmiş tüneller tespit edilmiştir. Ayrıca kalenin kuzeydoğusunda Asur krallarına ait kral mezarlıkları da bulunmaktadır.



UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınması için başvurulan Asur döneminden kalma bir tarihi kaledir. İnsanlık tarihine şahitlik eden, manevi anlamı da çok önemli olan Asur kalesi aynı zamanda Asurluların tarihine dair bilgiler de barındırıyor. Hem doğal güzelliği hem de tarihi birikimi açısından oldukça değeli bir yerdir.

10
DİYARBAKIR / Hilar Mağaraları
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 18 Kasım 2022, 10:17:10 »
Yapılan kazılarda M.Ö. 7500 ile 5500 yılları arasındaki döneme ait kalıntı ve buluntularla bölgede buğday, nohut, mercimek gibi bitkilerin ekilerek, koyun ve keçilerin de evcilleştirilerek avcılıktan yerleşik hayata geçildiği belirtilen Hilar Mağaraları, tarihi ihtişamıyla görenleri cezbediyor.



Sesverenpınar köyü sınırları içerisinde yer alan ve 1. derece arkeolojik ve doğal sit alanı olarak tescillen Hilar Mağaraları ve yaklaşık 500 metre kuzeyindeki Çayönü tarihi dokusu ve günümüz uygarlığındaki yeri bakımından eşsiz bir değere sahip.

Mağaralar, göçebelikten yerleşik köy yaşantısına, avcılık ve toplayıcılıktan besin üretimine geçilen önemli bir tarihsel döneme şahitlik ediyor.

eolitik çağa ait eserlerin ortaya çıkarıldığı Hilar Mağaraları, ilk kez toprağı ekip-biçerek tarımsal alanda bir milat oluşturduğu belirtiliyor.

Kemikten yaptıkları kaşık ve çatal görevi gören aletlerin günümüze kadar geldiği bu bölgede, kaya mezarları ve kabartmalar dikkat çekiyor.

Kaya mezarlarının bazılarının ön yüzlerinde kabartmalar yer alırken, kabartmaların bazıları üçlü gruplar halindedir.

Bazılarının dış cephelerinde Roma Eyalet üslubunda kabartmalar yer alırken, kabartmalarda görülen giysilerin İran üslubunda olması, yazılarda Kuzey Suriye Sami yazısı bulunması dikkat çekiyor.

10 bin yıllık geçmişi bulunan Hilar Mağaralarının, eskisi kadar olmasa da ziyaretçileri eksik olmuyor.

Özellikle hafta sonu ziyaretçi akınına uğrayan mağaralar, Diyarbakır ve çevre illerden gelen ziyaretçilere ev sahipliği yapıyor.
Sayfa: [1] 2 3 ... 10