Doğa Sporları Topluluğuna Hoş Geldiniz

GEZGİNİN DÜNYASI - TRAVELLER'S WORLD => TARİH KÜLTÜR VE SANAT => EDEBİYAT => Konuyu başlatan: Serdar Yıldırım - 06 Kasım 2026, 21:14:07

Başlık: Keloğlan Cengiz Han'ın Hazinesi - Serdar Yıldırım
Gönderen: Serdar Yıldırım - 06 Kasım 2026, 21:14:07


KELOĞLAN CENGİZ HAN'IN HAZİNESİ
Bir varmış, bir yokmuş. Bir Keloğlan varmış. İş bulup çalışmaz, gezer dururmuş. Yolda gördüğü kedileri, köpekleri kovalarmış. Sincaplara taş atar, ördeklerin peşinden bağırır, onların kaçışlarına bakarak eğlenirmiş.  Keloğlan bir gün methini çok duyduğu Cengiz Han'ın Hazinesi'ni bulmak üzere yola çıkmış. Eşek sırtında Konya'ya gelmiş. Oradan bir kervana katılarak, İran üzerinden Moğolistan'a gitmiş. Cengiz Han hazinesini bir nehrin altına gömdürmüş. Önce nehrin yatağı değiştirilmiş. Hazine gömülmüş. Sonra nehir eski yatağına döndürülmüş.

Keloğlan sormuş, soruşturmuş, hazine hakkında bilgi toplamaya çalışmış ama boşunaymış. Tek bilinen şey, hazinenin bu nehrin altında olduğuymuş. Nehir dediğin de uzunluğuna çok uzun, genişliğine çok genişmiş. Moğollar, yerini bilsek hazineyi biz çıkarırdık, demişler.

O yaz hiç olmadık bir olay olmuş. Havalar kurak gittiği için, nehir kurumuş. Bu durum Keloğlan için büyük şans olmuş ama hazinenin yerini bulmak imkansız gibi bir şeymiş. Keloğlan talihine güveniyormuş. Dağlara, tepelere çıkmış, kuru nehir yatağını seyretmiş. Nehir yatağında gezmiş, günlerce yürümüş. Kafasını şu düşünce kurcalıyormuş: Ben Cengiz Han'ın yerinde olsaydım, hazineyi nereye gömerdim?

Sonunda dere yatağındaki bir kayanın dibindeki oyuktan çıkan maymunun elinde altın olduğunu görmüş. Oyuğu genişleten Keloğlan önüne çıkan merdivenlerden aşağı inmiş ve demir kapıyı açınca hazine odasına girmiş. Cengiz Han'ın Hazinesi işte buradaymış. Altınlar, elmaslar, zümrütler, yakutlar pek çokmuş. Altından kral taçları bile varmış. Bunlardan birazını yanındaki çuvala doldurmuş, yakındaki şehirden yiyecek, içecek ve yük taşımak için deve satın almış. Birkaç gün sonra Keloğlan girişi kaya parçasıyla kapatmış ve tam 54 deve yükü hazineyle yola çıkmış. Keloğlan hazinenin kalanını orada bırakmış. Şehirdeki develer o kadarmış ve daha deve bulabilse hazinenin hepsini alırmış.

Keloğlan aylar sonra köyüne varmış. 54 deve yükü hazineyle gelmesine anası çok sevinmiş. Keloğlan anasına 2 deve yükü hazine hediye etmiş.

Keloğlan ertesi gün çevrede ne kadar tarla, bağ, bahçe varsa satın almış ama eski sahiplerinin buraları ekip biçmesine ve ürünleri kullanmasına izin vermiş. Birkaç hafta içinde Anadolu'yu, birkaç sene içinde devletleri, krallıkları, imparatorlukları satın alarak dünyanın sahibi olmuş.  Dünya kurulalı beri savaşarak hiçbir hakanın başaramadığı işi, Keloğlan savaşmadan, kan dökmeden başarmış. Geçtiği yerlerde taş üstünde taş, gövde üstünde baş bırakmayan bir dünya imparatorluğu sevdalısı Cengiz Han'ın Hazinesi'yle bunu gerçekleştirmiş.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım

BU HİKAYENİN BULUNDUĞU KİTAPLAR:
Milliyet.com.tr - Yayın Tarihi: 22-7-2021
Gönül Yayıncılık - Yayın Yılı: 2019 - Sayfa: 99 -102
2. Sınıf Türkçe Çalişma Kağıdı - Yayın Yılı: 12-5-2021
Keloğlan Masalları - Gnosis Yayınları - Yayın Yılı: 2015
Ümraniye Belediyesi - Kültür - Sanat Rehberi - Yayın Yılı: Ekim 2015 - Sayfa: 59


Başlık: Ynt: Keloğlan Cengiz Han'ın Hazinesi - Serdar Yıldırım
Gönderen: Serdar Yıldırım - 06 Kasım 2026, 21:15:25

Çek Cumhuriyeti'nde ( Çekya ) Benim Yazdığım Keloğlan Masalı Yayınlandı
Çek Cumhuriyeti'nde ( Çekya ) yayınlanan bir gazetenin ek nüshasında ( KP_turecka.pdf ) benim yazdığım Keloğlan Cengiz Han'ın Hazinesi isimli masal yayınlandı.
Turecka pohadka - Bir Türk Masalı
Önce Çekçe sonra Türkçe okunuyor.
https://inbaze.cz/wp-content/uploads/2020/12/KP_turecka.pdf


Ben yıllar önce bu hikayeleri yazarken, bir gün bu yazdıklarım dünyaya ulaşacak derdim. İşte şu hikaye nasıl bitmelidir. Şöyle bir son olsa bunu Fransız veya Alman kabul eder mi, diye düşünürdüm.  38 yaşında evlendim. Bir gün nişanlım Ayla ile birlikte Bursa'da Kültürpark' a gitmiştik. Fal bakan bir kadın vardı ve az bir para karşılığı benim falıma baktı. Küçük bir bez torba içinden birkaç madeni para, biraz kemik parçası ve küçük parmak kadar birkaç dal parçasını masa üstüne yuvarladı. Sen dedi, deniz aşırı ülkelere yolculuk yapacaksın. İngiltere'ye, Fransa'ya, Amerika'ya gideceksin. Buralarda görkemli bir şekilde karşılanacaksın. Falcı kadından ayrıldıktan sonra ben Ayla'ya: Bu kadın beni hiç tanımıyor. Sadece dikkatli bir şekilde gözlerime baktı. Bu kadar kısa bir zaman dilimi içerisinde benim düşüncemi okuması imkansız. Bir şekilde gelecekten haber verdi. Aslında ben değil, benim yazdığım hikayeler o yolculuğu yapacaktır, dedim. Bundan dolayıdır ki, Belçika, Romanya, Uygur Devleti, Pakistan Üniversitesi, Portekiz gibi devlet site ve forumlarında hikayelerim okunuyor.