Son İletiler

Sayfa: 1 ... 8 9 [10]
91
ASYA KITASI / Yeh Bulan / Endonezya
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 11 Şubat 2024, 09:18:39 »


Yeh Bulan, 2023'ten bu yana yeni erişilebilen bir şelaledir ve Ubud yakınındaki en büyük şelalelerden biridir!

Buna ulaşmak için bir dizi beton merdivenden aşağı inmeniz, bir bambu köprüyü geçmeniz ve ardından sığ bir deredeki ayak bileği derinliğindeki sudan geçmeniz gerekiyor.

Yürüyüşün sonunda yüzmek için doğal bir havuz ve birkaç çağlayanlı büyük bir şelale var. Buna çok değer!
93
ASYA KITASI / Kanto Lampo / Endonezya
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 11 Şubat 2024, 09:03:23 »
Kanto Lampo Şelalesi, Gianyar Regency, Bali'de turizm tarafından nispeten dokunulmamış sakin bir köy olan Beng Köyü'nde yer almaktadır. Kanto Lampo Şelalesi adını nadir bulunan bir meyve türünden almaktadır. Bölgenin çevresinde bol miktarda yetişir. Eşsiz meyve, ham olduğunda yeşil bir renge sahip olup, daha sonra sarı ve kırmızı bir renge bürünür.



Kanto Lampo Şelalesi'ni Ziyaret Edecek En İyi Zaman
Kanto Lampo şelalesi en iyi nisan ve eylül ayları arasındaki kurak mevsimde ziyaret edilir. Muson mevsiminde su seviyeleri yüksek kalır ancak yüksek su seviyeleri şelaleye ulaşmayı zorlaştırabilir. Zamanlama açısından oraya gündüz saatlerinde gitmek akıllıca olacaktır.

Kanto Lampo Şelalesine Nasıl Gidilir?
Gianyar'daki Kanto Lampo şelalesi, Ubud'a arabayla yarım saat uzaklıktadır. Ubud'dan Kanto Lampo şelalesini ziyaret etmenin maliyeti günlük gezi için yaklaşık 500.000 IDR'dir. Bir scooter veya bisiklet kiralayıp kendiniz binebilirsiniz, bu size yaklaşık 60.000 IDR'ye mal olacak.

Kanto Lampo Şelalesi Giriş Ücreti
Turistik bir cazibe noktası olarak kabul edilen Kanto Lampo Şelalesi giriş ücretine tabidir. Giriş ücreti kişi başı 10.000 Rupiah (IDR)'dir.
94
AFRİKA KITASI / Jinbar Şelalesi / Etiyopya
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 06 Şubat 2024, 15:46:06 »
Simien Dağları Milli Parkı'nda yer alan Jinbar Şelalesi, Afrika, Etiyopya'nın en yüksek şelalelerinden biridir. Gerçekten nefes kesen bir manzara ve seyir noktasının 500 metre aşağısına sularını dökülüyor.

95
SOĞUTMA / DEMMON 40 Litre Kompresörlu Gazlı Cift Bölmeli Buzdolabı
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 01 Şubat 2024, 14:11:10 »


•   İki Bölüm, İki Ayrı Sıcaklık
Çift bölmeli buzdolaplarının belki de en dikkat çekici özelliği, her iki bölümünün ayrı -20 derece soğutma kapasitesine sahip olmasıdır. Bu, dondurucu bölmesinin yiyecekleri derinlemesine dondurmasına olanak tanırken, buzdolabı bölmesi yiyecekleri mükemmel bir şekilde soğutur. Bu, her iki bölümün ihtiyaçlarınıza göre bağımsız olarak çalışabilmesi anlamına gelir. Çift bölmeli buzdolapları, enerji verimliliği açısından da avantajlıdır. Her iki bölümünün ayrı ayrı soğutulması, enerji tüketimini optimize eder.



•   Dijital Ekran ile Kolay Kullanım
Bu karavan buzdolabının dijital ekranı sayesinde sıcaklık ayarlarınızı kolayca kontrol edebilirsiniz. Yiyeceklerinizin ve içeceklerinizin her zaman istediğiniz sıcaklıkta olduğundan emin olabilirsiniz.

•   -20 Derece Soğutma Kapasitesi ile Her Türlü İçeceği Soğutur
Araç için mini buzdolabı, etkileyici -20 derece soğutma kapasitesi sayesinde içeceklerinizi ve yiyeceklerinizi istediğiniz sıcaklıkta tutabilir. Sıcak yaz günlerinde bile donmuş gıdalarınızı saklayabilirsiniz.

•   Arac İçi Buzdolabı Yön Değiştirebilir Üst Kapak ile Kolay Erişim
Bu karavan buzdolabı ‘nın üst kapağı yön değiştirebilir, böylece dar alanlarda bile rahatça açabilirsiniz. Bu, kamp yaparken veya karavanla seyahat ederken oldukça kullanışlıdır.

•   Usb ile Telefon Şarjı
Araç için mini buzdolabı, telefonunuzun şarjını bitirmeniz durumunda bile yardımcı olur. İçinde bulunan USB bağlantı noktası sayesinde telefonunuzu şarj edebilirsiniz.

•   Bluetooth İle Akıllı Telefon Bağlantısı
Akıllı telefonunuzla bu araç buzdolabını kontrol etmek için Bluetooth bağlantısını kullanabilirsiniz. Özel bir uygulama ile buzdolabınızdaki sıcaklık ve diğer ayarları uzaktan kontrol edebilirsiniz.

•   3 Kademe Akü Koruma
Araç için mini buzdolabı, düşük enerji tüketimi ile dikkat çeker. 3 kademe akü koruma özelliği sayesinde aracınızın aküsünün boşalmasını önler.

•   Araç İçi Buzdolabı 12V-24V İle Çalışabilme
Bu kamp buzdolabı, aracınızın elektrik sistemine uyum sağlar. Hem 12V hem de 24V ile çalışabilir, böylece her türlü araçla uyumlu hale gelir.

•   Araç İçi Buzdolabı Ters Akım Koruma
Ters akım koruma özelliği, buzdolabınızı aracınızın aküsünün zarar görmesini engeller. Güvenli ve güvenilir bir kullanım sunar.

•   45 Derece Egime Kadar Çalışabilme
Araç içi buzdolabı, 45 dereceye kadar olan eğimlerde bile sorunsuz çalışır. Bu, zorlu arazi koşullarında bile kullanabileceğiniz anlamına gelir.

•   Araç İçi Buzdolabı Eğim Sensörü
Eğim sensörü sayesinde bu buzdolabı, olası dengesizlik durumlarında otomatik olarak kapanır. Yiyeceklerinizin zarar görmesini engeller.

•   Almanya Mikro Hücresel Köpük Yalıtımı
Araç içi buzdolabı, Almanya’dan ithal edilen mikro hücresel köpük yalıtımı sayesinde mükemmel bir izolasyon sağlar. İçindeki yiyeceklerin ve içeceklerin daha uzun süre taze kalmasını sağlar.

•   Araç İçi Buzdolabı Süper Sessiz Kompresör
Bu kamp buzdolabı, sadece etkileyici bir soğutma kapasitesi sunmakla kalmaz, aynı zamanda sessiz çalışır. Sadece 20dB ses seviyesi ile sessizliği korur.

•   Arac İçi Buzdolabı Akü Voltaj Göstergesi
Araç içi buzdolabı, aracınızın akü voltajını gösteren bir göstergeye sahiptir. Böylece aracınızın aküsünün durumunu her zaman gözlemleyebilirsiniz.

•   Çakmaklık İçin Kablosu Mevcut
Bu karavan buzdolabı, aracınızın çakmaklık bağlantısına kolayca takılabilir. Böylece enerji kaynağına hızlıca bağlanabilirsiniz.

 •   Araç İçi Buzdolabı Ölçüleri
Karavan Buzdolabı ‘nın ölçüleri 587mm x 365mm x 438mm’dir. Bu ürün 40 litredir.
96
AVRUPA KITASI / Ronda Köprüsü / İspanya
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 01 Şubat 2024, 09:09:52 »
Ronda Köprüsü, Ronda şehrinin (İspanya'nın Malaga Eyaleti) en sembolik anıtıdır . 1751-1793 yılları arasında inşa edilen köprü, 1839 yılına kadar 98 metre yüksekliğiyle dünyanın en yüksek köprüsüydü . Guadalevín Nehri'nin kazdığı bir geçit olan Ronda tajo'yu geçerek şehrin tarihi ve modern bölgelerini birleştirir.



1735'te inşa edilen ilk köprü, altı yıl sonra çöktü ve 50 kişi öldü. Görünüşe göre desteklerin eksikliği, kemerin kötü kapatılması ve işin kötü yürütülmesi köprünün çökmesine neden oldu. Köprünün içinde, merkezi kemerin üzerinde, hapishane de dahil olmak üzere çeşitli amaçlarla kullanılan bir oda bulunmaktadır. 1936-1939 İç Savaşı sırasında, her iki tarafın da hapishaneyi yakalanan muhalifler için bir işkence odası olarak kullandığı ve bazılarını pencerelerden El Tajo Boğazı'nın dibindeki kayalara atarak öldürdüğü iddia edildi. Odaya bir zamanlar muhafız binası olan kare bir binadan giriliyor. Bugün köprünün tarihini ve yapımını anlatan bir sergi içeriyor.

Bugün Puente Nuevo, şehrin iki yarısını birleştirirken işlevselliğini korumanın yanı sıra, her yıl binlerce turistin ziyaret ettiği Ronda'nın simgesi ve şehrin en büyük turistik mekanıdır.
97
AFRİKA KITASI / Calais şelaleleri / Gine
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 31 Ocak 2024, 10:20:13 »
Calais şelaleleri Gine'deki Samu Nehri üzerinde, 50-60 metre yükseklikten düşen, en az 600-700 metre genişliğinde bir su çığına benziyorlar.
98
AFRİKA KITASI / Kambadaga şelaleleri / Gine
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 30 Ocak 2024, 14:11:36 »
Pita'nın yaklaşık 35 km batısındaki Kambadaga şelaleleri harika bir gün geçirmenizi sağlar. Şelaleler üç ayrı yerden düşüyor. Etrafı, Maymunların ve çok sayıda rengarenk kuşun yaygın olduğu ormanlarla çevrilidir.



Bir arabaya ihtiyacınız olacak. İlk önce Pita'nın güneyindeki ana yol üzerindeki küçük bir köy olan Bourouwal Tappé'ye gidin, buradan Hakkunde Miti köyüne kadar toprak bir yol boyunca 17 kilometrelik inişli çıkışlı bir yol var. Buradan şelalelere doğru 40 dakikalık terli, dik bir yürüyüşe hazırlanmak için yürüyüş botlarınızı giyin.
99
AFRİKA KITASI / Kinkon şelaleleri / Gine
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 30 Ocak 2024, 14:03:43 »
Pita'nın başlıca cazibe merkezi olan uzun ve dar Chutes du Kinkon, büyük bir hidroelektrik santralinin yakınındadır ancak bu onun güzelliğini bozmaz. Şelalelere ulaşmak için şehrin kuzeyindeki ana yolu takip ederek bir kilometre kadar ilerleyin ve ardından toprak yoldan yaklaşık 10 km sola ilerleyin. Tam gün yürüyüş yapmak veya bisiklete binmek güzeldir.

100
EDEBİYAT / Kardeşlik Hikayeleri
« Son İleti Gönderen: Serdar Yıldırım 28 Ocak 2024, 13:41:28 »

SIRTLAN ZOBO
Sırtlan gruplarının dışladığı, aralarında barındırmadığı Zobo adındaki sırtlan bir şehrin çok yakınlarına gelmişti. Çayırın ortasında toparlak bir şey dikkatini çekti. Bu neydi? Zobo, onu kokladı. Burnuyla ittirdi. Yuvarlanıyordu. Biraz daha, biraz daha derken, o yuvarlandıkça, Zobo zevk aldıkça, oyun sürdü. Daha sonra oyunu bıraktı. Yorulmuştu. Çimenlere yattı. Uyuyakaldı.
Zobo gürültüye uyandı. Tatlı tatlı gerindi. Anında gerinmeyi bırakıp büzüştü. Vitesi geri taktı. Geri geri gitti. Az sonra çalıların arasında görünmez oldu. Ama görüyordu. Ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Bu dünyanın sahipleri yani insanlar, o yuvarlanan şeyin peşinden koşuyordu. Arada bir durup bağırışıyorlar sonra yine oyuna devam ediyorlardı. Tahta direklerin arasında biri o yanda, biri bu yanda, iki insan sabit bekliyordu. Eğer vuruş direklerin arasından geçerse gool diye bağırıyorlardı. Galiba bunlar iki ayrı takımdı ve maç yapıyorlardı. Bunları düşünürken toparlak şey yuvarlandı ve yanına geldi. Zobo fırladı, topu burnuyla ittirdi, ayaklarıyla vurdu, sahanın ortasına geldi. Zobo'yu görünce önce korkan insanlar, sonra alıştılar. Gol atınca onu alkışladılar. Koştu, koştu, insanlarla çoştu, başroldeydi ve kalıplaşmış bir takım fikirleri kırmak mümkündü.
Sonra insanlar gittiler, Zobo yalnız kaldı. Daha sonraki günlerde çok bekledi insanlar gelir diye ama kimse gelmedi. Güçlü çenesiyle ısırarak topu patlattı. Ses yüksek frekanslıydı, çok korktu. Hızla koşarak oradan uzaklaştı. Dağlara gitti. İnsan yapısı top patlıyor ve korkutuyordu. Demek ki, insan da patlar ve korkuturdu. Bunun üzerine bir daha insanlarla karşılaşmamaya söz verdi.

SON

---------------------------------------------------------

PANTER
Panterin biri, bir ovanın ortasına bakkal dükkanı açmış. Özellikle su, sulu gıdalar ve et satışları çok oluyormuş. Panter bire almış, ona satmış. Parasına para katmış, zengin olmuş. Ovada yaşayanların eğitim eksikliği panterin dikkatini çekmiş. Bakkal dükkanının karşısına ticaret okulu yaptırmış. Pek çok yavru hayvan bu okulda okumaya başlamış. Ticaret dersine panter girerek ders vermiş. Onlara ticaretin kurallarını, ticarette nelerin yapılması ve nelerin yapılmaması gerektiğini öğretmiş.
Bir yıl sonra okul ilk mezunlarını vermiş. Yavru ayı, yavru kurt, yavru tilki... şimdi kocaman olmuşlar. Mezun olur olmaz ovadaki tek ticarethane olan bakkala yönelmişler. Panter, suyu, eti kaça alıp kaça satıyor, araştırmışlar. Okulun masraflarını karşılamak için, karını giderek artıran ve bire alıp yirmiye satmaya başlayan panterden şikayetçi olmuşlar. Orman mahkemesi panteri suçlu bularak hapse atmış. Panterin ilk ziyaretçileri öğrencileri olmuş. Toplu halde gelen öğrenciler panterden özür dilemişler. Panter onları sessizce dinlemiş.
Ertesi gün panteri odasına çağıran hapishane müdürü, öğrencilerinizi iyi yetiştirmişsiniz, deyince, panter, ne demezsin, demiş. Hem biraz fazla iyi yetiştirmişim. Ticaret gelişsin, bölge kalkınsın derken, bu gidişle ticaret yok olacak.
Hapishane müdürü:  " Yok canım, öğrencileriniz bakkalı işleteceklermiş. Ticaret neden yok olsun? "
Panter:  " Bakın ben sıfırdan zirveye çıktım. Sıkıntılar yaşadım, fırtınalara göğüs gerdim. Onlar hazıra kondular. Paraşütle zirveye çıktılar. Küçük bir esinti karşısında direnemezler. Zirvede tutunamazlar. "
Aradan bir ay geçmemiş. İflas eden bakkal dükkanı kapısına kilit vurmuş. Okul zaten kapanmış, öğrenciler dağılmış. Kuraklığı yaşayan ovada bir damla suya hasret kalınmış. Ova mahkemesi davayı gözden geçirmiş ve panteri serbest bırakmış. Panter bakkal dükkanını yeniden açmış. Dükkan müşterilerle dolup taşmış. Panter kar marjını artırarak bire alıp elliye satmaya başlamış.
Panter okulu da açmış. Yeni öğrencilerine ticaret dersi vermeye başlamış. Derslerinde girişimci olmanın yararlarını ve girişimcinin korunması gerektiğini vurgulamış. Bir daha panteri hiçbir öğrencisi şikayet etmemiş.

SON

----------------------------------------------------------------

ANNE KANGURU
Bir kanguru varmış. Kesesinde yavrusunu taşırmış. Zamanla yavru büyümüş, keseye zor sığar olmuş. Ayrılık vakti gelmiş, çatmış.
Anne kanguru: " Benim güzel yavrum, artık büyüdün, kocaman oldun. Ayrılacağız, sen yoluna ben yoluma. "
Bunun üzerine yavru kanguru: " Anne, ne olur beni bırakma. Ben sensiz ne yaparım? "
Anne kanguru: " Ama canım, ben senin kadarken çoktan yalnız kalmıştım. Canımı dişime taktım, zorlukları alt ettim, hayatın kötülüklerine göğüs gerdim. Savaştım ve kazandım. "
" Anneciğim, canım benim. Ne olur, bir süre daha seninle kalayım. Gelişeyim, güçleneyim. O zaman hızlı koşarım. Dingolar, ( Avusturalya'da yaşayan bir köpek türü. ) beni yakalayamaz.
" Güzeller güzeli, Esat'ım benim. Aman, ağzından rüzgar alsın. Seni dingolara teslim etmem. Gerekirse birkaç ay daha sana bakarım. "
Ertesi gün yavrusuyla birlikte otlamakta olan anne kanguru ilerden gelmekte olan dingoları görmüş. Dingolar geliyor deyince yavru kanguru annesinin kesesine girmiş. Hızla kaçmaya başlayan anne kangurunun peşine dingolar takılmış. Giderek yaklaşmakta olan dingolardan kurtulamayacağını anlayan anne kanguru, yavrusuna şöyle demiş:  " Esat, dingolar yaklaşıyor. Şu köşeyi dönünce ağaçların arasına seni bırakacağım. Yere yat, sessizce bekle. Ben peşimdekilerden kurtulunca seni almaya gelirim. "
" Tamam oldu. "
Biraz sonra hafifleyen anne kanguru dingolarla arasını giderek açmaya başlamış. Sonunda dingolar, anne kangurunun peşini bırakmışlar. Anne kanguru çok uzaklardan geniş bir yay çizerek yavrusunu bıraktığı yere sabaha karşı gelebilmiş. Aramış, taramış, çalı diplerine, ağaç kovuklarına bakmış, bağırmış, yavrusu yokmuş. Günler sonra yavrusunu bulmaktan ümidini kesmiş ve ağlayarak bölgeyi terk etmiş. Yavrusunu başka bölgelerde arayacakmış.
Annesi Esat'ı bırakalı birkaç saat olmuştu ki, oradan geçmekte olan kanguruların kralı, Esat'ı görmüş ve yanına almış. Yavrusu olmayan kral, Esat'ı tahtının varisi olarak yetiştirecekmiş.
Böylece aradan on yıl geçmiş. Yaşlanan kral tahtını Esat'a bırakmış. Esat, kral olmuş. Kanguruları doğruluk ve adalet ilkelerine bağlı kalarak yönetmeye başlamış.  Kralın evlatlığı Esat'a tahtını bıraktığı haberini duyan anne kanguru çok heyecanlanmış. Yeni kral acaba onun yavrusu olabilir miymiş? Adı da yaşı da aynen tutuyormuş.
Anne kanguru saraya gitmiş. Görevlilere durumu anlatmış. Görevliler, olanları krala söyleyince kral hızla koşarak saray kapısında yaşlı gözlerle bekleyen annesine sıkıca sarılmış.
Esat uzun yıllar krallık yapmış. Annesini yanından ayırmamış. Bu zaman süresince kangurular çoğalmışlar. Dingolarla çetin bir uğraş içine girmişler ve onları yenmişler. Sayıları azalan dingolar, uzak diyarlara göç etmişler. Böylelikle kangurular dingo korkusu olmadan yaşamaya başlamışlar.

SON

-------------------------------------------------------------------

LAMA VE PUMA
Güney Amerika Kıtası'ndaki And Dağları'nda bir lama yaşıyormuş. Bu lamanın adı Heman'mış. Heman bazen sürüyle birlikte otlar, bazen yalnız gezermiş. Hayat güzelmiş, yaşamak güzelmiş, otlamak güzelmiş. Nereden gelmiş bilinmez bir puma ( Dağ aslanı ) ortaya çıkmış. Puma avlanmaya başlamış. Lamalar sağa sola kaçışmışlar ama puma her defasında bir lamayı yakalamış.  Lamalarda bir korku, bir telaş; geceleri bile uyuyamaz olmuşlar. Bir pumanın karnı doyacak diye yüz lama can pazarında, doğru mu bu?
Aradan yıllar geçmiş. Puma belası birkaç günde bir tepedeki mağarasından inerek lamaları avlamış. Son yedi yılda yedi yavrusu olan Heman'ın yavrularını puma almış. Heman, seneye yavrulamak istemiyormuş. Nasılsa puma kapacak diye öteki lamalara da yavru yapmamalarını söylemiş. Belki o zaman puma açlıktan ölürmüş.
Günlerden bir gün Heman tepedeki mağaranın önünde oynaşan dört puma yavrusu görünce, bela bir iken yakında beş olacak. Bunlar bir büyürse vah bana, vahlar size, demiş arkadaşlarına. Yandık ki hem ne yandık, soyumuz kuruyacak, demiş arkadaşları.
Bir yıl sonra avlanmaya başlayan beş puma kısa sürede lamaları kırıp geçirmiş. Geriye sadece Heman kalmış. Heman koşarak zirveye çıkmış. Ulu Kartal Kondor'a seslenmiş. Kondor gelmiş. Heman olanları anlatmış. Yardım dilemiş. Kondor, Heman'a acımış. Dileğini kabul etmiş. Sonraki günlerde pumaları birer birer avlamış.  Heman oralardan çok uzaklara giderek başka bir lama sürüsüne katılmış. Aradan zaman geçmiş bir yavrusu olmuş. Pumasız ortamda yavrusunu büyütmüş. Birlikte kırlarda özgürce koşup oynamışlar.

SON

Fikir: Serhat Yıldırım
Yazan: Serdar Yıldırım


Sayfa: 1 ... 8 9 [10]