Doğa Sporları - DoğaKolik

Son İletiler

Sayfa: 1 ... 8 9 [10]
91
BOLU / Haccağız Yaylası
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 24 Aralık 2018, 10:23:40 »
Bolu il sınırları içerisinde yer alan Haccağız Yaylası, Seben yolu üzerinde bulunuyor. Rakımı 1500 ve 2200 m2 arasında değişen Haccağız Yaylası, alabildiğine yeşil, ormanlık bir arazi. Şimdilerde bu arazi Haccağız Köyü halkı tarafından mera olarak kullanılıyor.

Haccağız Yaylası'na kış aylarında araçla ulaşmak neredeyse imkansız. Ancak zorlu, fakat bir o kadar da keyifli bir yürüyüşle ulaşabilirsiniz yaylaya. Ormanın içinde yaylayı fark etmek biraz güç. Neyse ki karşımıza çıkan beton köprü bu noktada imdadımıza yetişiyor. Haccağız Yaylası'na gitmek için, Aladağ'ı indikten sonra Seben yönüne doğru devam etmeniz gerekiyor. Yaklaşık 10 km sonra karşınıza çıkacak olan Seben tabelasının yanındaki orman yoluna girin. Eğer mevsimlerden kışsa, muhtemelen burası karlarla kaplı olacağından, aracınızı bu noktada bırakmanızı tavsiye ediyoruz. Ormanın içinde yapacağınız 1 saatlik yürüyüşün ardından, karşınıza bahsetmiş olduğumuz beton köprü çıkacak. Köprüyü geçin ve sola doğru dönün. Ve işte tüm doğal güzelliği ile Haccağız Yaylası karşınızda…
92
BOLU / Karabey Yaylası
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 24 Aralık 2018, 09:58:34 »
Bolu'nun Göynük ilçesine bağlı Çamlıca ve Örencik köyünün bin 400 rakımlı Yaylasıdır.
93
BOLU / Dodurga Yaylası
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 24 Aralık 2018, 09:29:12 »
Bolu ilinin Mudurnu ilçesine bağlı bir köydür. Köy; birbirine birleşik Şenbeyler(Şenbiler), Kirazlar ve Aşağı mahalleden meydana gelmektedir. Dodurga yaylası bol sulu ve yeşillikler içerisinde bir bölgededir.
94
ÇANKIRI / Kırkpınar Yaylası
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 23 Aralık 2018, 06:04:22 »
Kırkpınar Yaylası,  Ilgaz merkezden 22 Kmuzaklıkta, denizden 1800 metreyükseklikte bir yayla (gölü) olup adını, alandaki göleti besleyen kırk pınardan almıştır. Ilgaz sıradağlarının uzantısı olan 2404 metrelik Emir Gazi Tepesi’nin yamaçlarında bulunan yayla, Ilgaz Dağlarının kendine özgü florasının eşsiz örnekleri ile doludur. Çiğdem, düğün çiçeği, yabani lale, unutma beni, sarı orkide, çuha, sahlep, orman gülü yaylada rastlayabileceğiniz yüzlerce çiçekten sadece bir kaçıdır. Yayla ve civarının faunası içinde ise yaban ördeği (angut), kuyruksallayan, karatavuk, maviağaçkakan, alakarga ve apollon kelebeğini sayabiliriz.
 
Yer yer 2000 metreyi geçen yürüyüş parkurları boyunca; eşsiz panoramik görüntüler, çam ve çiçek kokuları ile yoğrulmuş temiz dağ havası, soğuk pınar suları ve doğanın sizlere sunduğu kanlıca mantarı, ahududu, dağ çileği ve böğürtlenden oluşan zengin açık büfe mönüsü sizlere eşlik edecektir.
95
BOLU / Avşar Yaylası
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 23 Aralık 2018, 05:46:41 »
İlçe merkezinin güneybatı tarafındaki yaylanın deniz seviyesinden yüksekliği1550 m dir. Mengen ilçe merkezine uzaklığı 15 km dir.
96
FAYDALI BİLGİLER / Çikolata hakkında ne kadar bilgi sahibisiniz?
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 22 Aralık 2018, 09:40:28 »
50 gramı 2000 liraya satıldı, yerken bile elinizi değdiremiyorsunuz

Çikolata hakkında ne kadar bilgi sahibisiniz? İşte çikolata hakkında ağzınızı açık bırakacak bazı garip gerçekler…



Gelin itiraf edelim, hepimiz şöyle ya da böyle çikolataya bayılıyoruz. Kimimiz erimiş çikolatayı bardağına doldurup yudumlamayı seviyor, kimimiz içi fındık ya da fıstık dolu kalıpları kıtırdatıyor, kimimiz de kekin pastanın çikolatasız olanının yanından bile geçmiyor. Peki bu kadar sevilen çikolata hakkında ne kadar bilgi sahibisiniz? İşte çikolata hakkında ağınızı açık bırakacak bazı garip gerçekler…

Öncelikle Türkiye’den başlayalım. Evet, “Çok seviyoruz” dedik ama, Türkiye’de çikolata tüketim miktarı aslında oldukça düşük. Yıllık ortalama çikolata tüketimi kişi başı 2-3 kilogram civarında. ABD’de ise ortalamaya vurulduğunda her saniye 45 kilogram çikolata tüketiliyor! Bu da yıllık yaklaşık 1,3 milyar tona tekabül ediyor.



Çikolatanın hammaddesi kakao bitkisinin meyveleri. Kakao bitkisinin Latince adı Theobroma cacao’yu kabaca Türkçeye çevirirsek, “Tanrıların yiyeceği” anlamına geliyor. Malvaceae ailesinin bir üyesi olan kakao bitkisinin bamya ve pamukla yakın akraba olduğuna inanmak da güç ama gerçek.



Kakaonun ana vatanı Amerika kıtası, daha da net söylemek gerekirse Güney Amerika. Başta Meksika olmak üzere, Güney Amerika’nın neredeyse tamamında milattan önce 300’lü yıllarda kakaodan yapılma fermente içecekler karşımıza çıkıyor. Günümüzde kakao üretiminin adresi Afrika kıtası. Dünyadaki kakaonun yüzde 70’i Afrika’da, yüzde 30’u ise tek başına Fildişi Sahili’nde üretiliyor.

4000 yılı aşkın tarihinin çok büyük bir kısmında çikolata bugün bildiğimiz gibi tatlı bir yiyecek değil, acı bir içecek olarak tüketilirdi. Ancak geçmişte kakao sadece içecek üretmekte kullanılan bir gıda maddesinden çok daha önemliydi. Aztekler bilgelik tanrısı Quetzalcoatl’a adak olarak kakao taneleri sunardı. Hatta kakao taneleri para birimi olarak kullanılırdı.

Kakaonun Avrupa kıtasına gelişi ise Kristof Kolomb sayesinde oldu. 1502’deki dördüncü seferinin sonucunda Kolomb kakao tanelerini İspanya’ya getirse de, İspanyol din adamları çikolatayı İspanya kraliyet ailesine tanıtana kadar kimse kakaonun ne işe yaradığını anlamadı. İspanyol komutan Hernan Cortes’in 1519’da Montezuma’nın sarayında çikolatayla tanışan ilk Avrupalı olduğu zannediliyor. Çikolatanın Avrupa’ya geliş tarihinin ise 7 Temmuz 1550 olduğuna inanılıyor ve bu tarif Dünya Çikolata Günü olarak kutlanıyor.

1 kilogram çikolata üretmek için 800’den fazla kakao tanesine ihtiyaç var. Her çikolata barında ortalama 8 böcek parçası olduğunu da söyleyelim.

Tüm dünyada bilinen dört tür çikolata var: Bitter, sütlü, beyaz ve ruby diye bilinen pembe çikolata. Ruby İsviçre’de Barry Callebaut isimli ünlü çikolatacı tarafından 13 yılı aşkın süre devam eden çalışmaların sonucunda ortaya çıktı ve yakın zamanda tüm dünyaya tanıtıldı. Renginin pembe olmasının sebebi boya ya da meyveler değil, kakao çekirdeklerinin pigmentleri; yani doğal olarak pembe.

Beyaz çikolatanın geçmişi ise 80 yıl civarında. Ancak beyaz çikolatanın temeli kakao çekirdeklerinin farklı kısımlarından elde edilen kakao yağı. Bu nedenle beyaz çikolata aslında çikolata kabul edilmiyor. Sütlü çikolatayı ilk defa üreten kişi ise İsviçreli Daniel Peter. Kakaoya süt tozu katılmasıyla ortaya çıkan sütlü çikolatanın doğum yılı ise 1875 veya 1876.

İlklerden devam edelim… Dünyadaki ilk çikolata barı, 1842’de İngiltere’de Cadbury şirketi tarafından üretilmiş. Dışı şeker kaplı draje çikolataların ve sürülebilir fındıklı çikolata kremasının ortaya çıkışı ise 1940’lı yıllar. İkinci Dünya Savaşı koşullarında, askerlerin eriyip akmadan çikolata keyfi yapabilmesi için dışı şekerli çikolatalar icat ediliyor. Aynı dönemlerde İtalya’da bir pastacı da çikolata stokunu daha uzun süre kullanabilmek için içine fındık püresi ilave ederek sürülebilir çikolatayı ortaya çıkarıyor.



Bugün bütün dünyada tüketilen ve adeta fenomen haline gelen damla çikolatalı kurabiye ise 1938’de Ruth Graves Wakefield tarafından icat edildi. Bazıları bunun yanlışlıkla olduğunu iddia etse de Wakefield, çikolataları kurabiye hamuruna bilinçli bir biçimde ve erimeyecek şekilde eklediğini söylüyor. Wakefield kurabiyelerinde Nestle marka çikolata kullanmış, icat ettiği bu tarifi de Nestle’ye kendisine ömür boyu çikolata tedarik edilmesi karşılığında satmış.

Biraz da çikolatanın en’lerine bakalım. Dünyanın en pahalı çikolatası Danimarkalı ünlü şef Fritz Knipschildt tarafından 1999’da üretildi. Chocopologie Chocolate Truffle adıyla bilinen bu çikolataların kutusu 2600 dolara (yaklaşık 14000 TL) satıldı. En pahalı çikolata barı ise Ekvador merkezli çikolata markası To’ak tarafından üretildi. 50 gramlık bir barın fiyatı 2017 yılında 365 dolar (yaklaşık 2000 TL) idi. Tamamı el yapımı olan To’ak’ın çikolataları sınırlı sayıda üretiliyor ve fiyatı 275 dolardan başlıyor. Bu çikolatalar özel yapım ahşap kutularda, tadım maşasıyla birlikte satılıyor. Yani yerken bile elinizi değdirmiyorsunuz.

En ağır çikolata İngiltere’de üretildi. 2011 yılında Guinness Rekorlar Kitabı’na giren bu çikolatanın ağırlığı 5792,5 kilogramdı. Eni ve boyu 4’er metre olan çikolatanın kalınlığı da 35 santimetreydi.

Dünyanın en büyük çikolata üreticilerinden biri olan Belçika’da yıllık 220 bin ton çikolata üretiliyor. Daha da ilginci, Brüksel Uluslararası Havalimanı’nın dünyada en fazla çikolata satılan yerlerin başında gelmesi. Hatta Belçika’da 2013 yılında sınırlı sayıda çikolata aromalı posta pulu bile üretilmiş. O dönemde posta yazışmaları artmış mıdır acaba?

Peki çikolatanın vücudumuza nasıl etkileri var? Çikolatanın erime sıcaklığı 34 derece. Bu nedenle elimizde uzun süre tuttuğumuzda ya da ağzımıza attığımızda çikolata erimeye başlıyor.

Bir damla çikolata yediğimizde vücudumuza 45-50 metre yürümeye yetecek kadar enerji girişi oluyor. İçeriğindeki kafein ve şeker nedeniyle çikolatanın çocuklarda hiperaktiviteye neden olabileceği belirtiliyor.

Yetişkinler çikolatanın kokusunu aldıkları anda beyinlerinde theta dalgaları uyarılıyor ve rahatlıyorlar. Üstelik özellikle bitter çikolata tam bir antioksidan deposu ve kan basıncını düşüren bir kalp dostu. Serotonin ve endorfin salgılamanızı hızlandırıyor ve size kendinizi iyi hissettiriyor. Antibakteriyel özelliği de olan çikolata, dişleri çürümeye karşı koruyor. Öksürüğe de öksürük şurubundan bile iyi geldiği söyleniyor.

Ancak sağlığa bunca faydaları olan çikolatayı yiyebileceğiniz maksimum miktar, 10 kilogram. Çikolatanın 10 kilodan fazlası yiyeni zehirliyor ve ölümle sonuçlanabiliyor. Zehirlenme demişken, kediler ve köpekler için de çikolatanın küçük miktarları bile çok zararlı. Bu nedenle minik dostlarınızı çikolatadan uzak tutun.

Çikolatayı buzdolabında saklamak hata. Bunun yerine serin ve kuru bir yerde saklamak gerekiyor. Üzerinde beyaz çizgiler oluşması çikolatanın bozulduğu anlamına gelmiyor. Sadece içindeki yağ ve şekerin ısı nedeniyle kristalize olması sonucu böyle bir görüntü oluşuyor. Beyazlaşan çikolata gönül rahatlığıyla yenebilir.

Son olarak, küresel ısınma ve kuraklık nedeniyle kakao bitkilerinin 2050’de kadar ortadan kaybolma tehlikesi altında olduğunu da hatırlatalım. Eğer çikolata keyfine devam etmek istiyorsak, acilen bir şeyler yapmamız gerekiyor.
97
BOLU / Aktepe Yaylası
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 22 Aralık 2018, 08:56:58 »
Pazarköy’ün güneyinde Düzağaç Köyü’nün yararlandığı yararlandığı bu yayla, hayvan beslemek amacıyla yaylacılık işlevini devam ettiren yaylalarımızdandır.
98
BOLU / Akçakoca Yaylası
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 22 Aralık 2018, 08:55:27 »
ilçemizin en büyük yaylasıdır. Mengen, Eskipazar ve Gerede sınırlarının birleştiği yerdedir. İlçe merkezine uzaklığı 30 km dir. sarıçam ve köknar ağaçları ile çevrili yaylada, doğal kaynak suyundan faydalanılarak yapılmış bir alabalık üretme çiftliği bulunmaktadır.
99
BOLU / Eğriova Yaylası
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 22 Aralık 2018, 08:52:25 »
Mengen’e 25 km uzakta olup, Gerede üzerinden de ulaşım mümkündür. Kışın çok soğuk olduğu için kullanılmayan yayla, yaz aylarında hayvanların otlatıldığı cıvıl cıvıl bir alana dönüşür. Yaylanın alt kısımlarında Dere Yayla ve Kalemler Yaylası bulunur. Ayrıca yaylada Orman İşletme Müdürlüğü tarafından yapılmış suni bir gölet bulunur.
100
BOLU / Ağalar Yaylası
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 22 Aralık 2018, 08:51:26 »
Mengen merkezine 15 km uzakta olup, Mengen’in güney istikametinde 10 dönümlük açık alandır.
Sayfa: 1 ... 8 9 [10]