Doğa Sporları - DoğaKolik

Son İletiler

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 10
21
BİTLİS / Kösür Çayı
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 14 Ocak 2019, 09:17:33 »
Büyük İskender'i iyileştiren şifalı su olarak bilinir, Bitlis'te rabat çayı ile birlikte Dicle nehrini besler.
22
KARS / Ynt: Çıldır Gölü
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 13 Ocak 2019, 23:14:43 »
Kars Belediyesinden yapılan açıklamada;" Kars Belediyesi Çıldır seferleri başladı.

Kars Belediyesi hizmet binası önünden harekete geçecek olan servis araçlarının saatleri ise şu şekilde Haftanın 7 günü hareket saati 10: 00 geri dönüş saati 15: 30 olarak belirlendi.

İrtibat : 0535 414 44 66 - 0474 223 21 51
23
IĞDIR / Korhan Yaylası
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 13 Ocak 2019, 10:26:49 »
Ağrı Dağı’nın 3.000 m. yüksekliğinde bulunan Korhan Yaylası dağın kuzeydoğu yamaçlarındadır. 1860’lı yıllara kadar Korhan yaylası Iğdır’ın önemli bir yerleşim yeri idi. Ancak 1860 yılında burada meydana gelen bir deprem sonrası yaylada yaşayan 50 bin kişi ovaya inerek Iğdır kentini kurmuşlardır.

Otlaklarla kaplı olan bu yayla günümüzde yöre halkının, göçerlerin hayvanlarını otlattığı bir yer olarak kullanılmaktadır.

Yaylada 1990’lı yıllarda yasa dışı örgüt PKK’nın kampı bulunduğundan ötürü yöre halkı ve göçerler bu yaylaya çıkamıyorlardı. Yayladan yasa dışı örgüt kampının temizlenmesinden sonra halk yeniden hayvanlarını otlatmak üzere bu yaylaya getirmektedirler. Bugün yaylada bulunan Jandarma Karakolu ile güvenlik sağlanmıştır.
24
KONYA / Tuz Gölü
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 13 Ocak 2019, 09:34:03 »
Tuz Gölü, İç Anadolu Bölgesi'nde Ankara, Konya ve Aksaray illerinin sınırının kesiştiği yerde yer alır. Türkiye'nin tuz ihtiyacının %40'ı bu gölden sağlanır. Tuz Gölü'nde tuz, meteorolojik suların yeraltına süzülerek daha önce oluşmuş tuz domlarını eritmesi ve tektonik hatlar boyunca yüzeye taşımasıyla oluşmaktadır.

Türkiye'nin yüzölçümü bakımından ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü, çevresindeki platolar arasına gömülmüş bulunan geniş bir tektonik çukurluğun en derin yerindedir. Bu çukurluk Neojen'de tektonik hareketlerle oluşmuştur. Tuz Gölü'nün içinde bulunduğu çukurluk doğu, batı ve güneyden faylarla çevrilidir. Kuvaterner'de, daha az yağışlı iklim koşullarında gölün yüz ölçümü küçülmüştür. Zamanla daha da küçülen göl, günümüzdeki durumuna kavuşmuştur.



Yağış alanı 11.900 km² olan Tuz Gölü, dışarıya akıntısı olmayan kapalı havza gölüdür. Yağış alanının genişliğine rağmen beslenme kaynakları zayıftır. Bölge yılda ortalama 324 mm/m² yağış ile Türkiye'nin en az yağış düşen alanlarındandır. Göle su getiren akarsular, yazın suları iyice azalan ya da tamamen kuruyan derelerdir. Bunlar Şereflikoçhisar'dan gelen Peçenek Çayı, Aksaray'dan gelen Melendiz Çayı, güneyden ve batıdan gelen İnsuyu, Karasu, Kırkdelik çaylarıdır. Bunlardan başka Beyşehir Gölünün fazla sularını Konya'nın atık sularıyla beraber Tuz Gölü'ne boşaltan DSİ tahliye kanalı da Tuz Gölü'nün su seviyesinin yükselmesine sebep olmaktadır. Gölün ortalama su seviyesi 40 cm civarında, yağışın arttığı mayıs ayında ise yaklaşık 110 cm'dir. Ağustos ayında göl büyük ölçüde kurur. Tuz oranının fazla oluşu, buharlaşma sonucunda göl sahasının büyük kısmında her yıl yenilenen 10–30 cm.lik tuz tortulaşmasına neden olmaktadır. Yaz sonlarına doğru Kaldırım Tuzlası ile karşı kıyı arasında yürümek mümkündür. Bu mevsimde tuzluluk oranı binde 329 gibi dikkat çekici bir orana erişmektedir. Kimyasal bileşim itibarıyla burada mutfak tuzu (sodyum klorür) karakterinde bir tuzluluk hakimdir ve sodyum klorür oranı, magnezyum klorür ve sodyum sülfat oranlarından yüksektir.

Göldeki tuz birikmesi çeşitli faktörlere bağlı bulunmaktadır. Çevrede jips ve tuz tabakaları içeren Oligosen formasyonunun bulunuşu gölün tuzlaşmasında önemli bir rol oynamıştır. Fakat gölün tabanındaki kaynaklardan da tuzlu sular geldiği tespit edilmiştir. Gölün sığ oluşu ve buharlaşmanın şiddetli oluşu tuz birikmesinin diğer faktörleridir. Yazın buharlaşma sonucu tortulanan tuz tabakası makinalarla kazılıp tuzlalarda toplanır. Kaldırım, Kayacık ve Yavşan tuzlaları adı verilen bu tuzlalar önceleri Tekel tarafından işletilirken 2005 yılında özelleştirilmiştir.2011 yılında ise 10 tuzla sahası da ihale ile satışa sunulmuş, bunların 8 i alıcı bulmuştur.Tuz Gölü'nden elde edilen tuzu yıkayıp öğüten tuz fabrikaları Şereflikoçhisar ekonomisinin belkemiğini oluşturmaktadır. Tuz Gölü ve çevresi 2001 yılında özel koruma alanı ilan edilmiştir. Tuz Gölü ve çevresi Phoenicopterus rubber olarak adlandırılan flamingo kolonilerinin ana üreme bölgeleridir. "Anser albifrons" adı verilen Sakarca kazının da ikinci büyük üreme merkezidir.

Kışın kapladığı çok geniş su alanı su kuşları için önemli bir kışlama alanı oluşturmaktadır. Tuzlu ortamlara uyum sağlamış olan flamingo, kılıçgaga, angıt ve benzeri kuşların yanı sıra yağmurcunlar, turnalar, yaban kazları ve yaban ördekleri gölde büyük topluluklar halinde yaşamaktadır. Göl çevresinin nispeten ıssız oluşu nedeniyle kuşlar, etraftaki su birikintilerinde, meralarda ve ekili alanlarda rahatça beslenmekte, kışın en soğuk günlerinde dahi donmayan göl sularında yüzebilmektedir. İlkbaharda göl içinde oluşan adalar ve bataklıklar Bataklık Kırlangıcı (Glareola prantincola), Suna (Tadorna tadorna), Angıt (Tadorna ferruginea), Çamurcun (Anas crecca), Kılıçgaga (Recurvirostra avocetta), Kocagöz (Burhinus oedicnemus) ve martı türlerinin (Larus sp.) kuluçka yapmalarına imkân sağlamaktadır. Bölgede tuzcul stepler ve endemik türlerden oluşan ekolojik açıdan hassas bitki toplulukları bulunmaktadır. Bir ekosistem bütünlüğü arz eden Tuz Gölü ve yakın ilişkide olan çevresindeki göller (Tersakan Gölü, Düden Gölü, Bolluk Gölü, Eşmekaya Gölü, Köpek Gölü, Akgöl) sayısız kuş türü ve özellikle Avrupa'da nesli tükenmekte olan flamingolar (Phoenicopterus ruber) için yaşam alanı niteliğindedir. Tuz Gölü, flamingoların ülkemizdeki en önemli kuluçka alanı olup, gölün orta kesimlerinde her biri 5-6 bin yuvadan oluşan dev kuluçka kolonileri bulunmaktadır.

Tuz Gölü, Aksaray Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Semih Ekercin tarafından yapılan bir çalışmaya göre, 1915 yılından beri %85 oranında küçülmüştür. Semih Ekercin'e göre mevcut şartların devam etmesi durumunda 2015 yılında tamamen yok olma tehdidi altındadır.

Tuz Gölü Kırmızılaşıyor
Büyüleyici buz mavisi rengiyle ünlü Tuz Gölü'nün güneybatı kıyılarının kızıl renge boyanmaya başlamasının nedeni araştırıldı.

Buz mavisi rengiyle bilinen Tuz Gölü'nün güneybatı kıyılarının kızıl renge boyanmasının nedenini araştıran bilim adamları, renk değişikliğine toplu iğne ucunun binde biri büyüklüğündeki dunaliella salina adı verilen bir tür su yosununun (alg) neden olduğunu belirledi.

Tuz Gölü Alt Havzası’nda Subsidans Üst Senoniyen-Alt Orta Eosen süresince meydana gelmiş ve bunu üst Eosen’de başlayan ve Oligosen sonlarına kadar devam eden regresyon takip etmiştir. Üst Senoniyen-Alt Orta Eosen süresince Tuz Gölü Alt Havzası, Haymana mıntıkasıyla kuzeye doğru tek ve devamlı bir depresyon oluşturmuştur. Orta Eosen Nummulitik kireçtaşlarının depolanmasından sonra yükselen Haymana Havzası, Tuz Gölü Havzası’nı Karacadağ yükseliminin doğu kenarı boyunca uzanan bir fay zonu ile ayırmıştır.

Tuz Gölü’nün kuzey-kuzeydoğu Çankırı havzasıyla bağlantısı, Pliyosen devrinde meydana gelmiş ve göl havzasının kuzey-batı ve kuzey-doğu fay zonlarıyla sınırlanmış bir graben halini aldığı Orta Eosen-Oligosen boyunca devam etmiştir. Oligosen sonları veya Miyosen dönemde meydana gelen esas deformasyondan sonra Neojen dönem esnasında yer yer depolanma havzaları oluşmuş ve bu havzalarda değişik kalınlıktaki volkaniklerle göl kireç taşları dahil karasal çökeller birikmiştir. Tuz Gölü Havzası, Piliyosen’deki son Alpin kompresyonel hareketlerden çok az etkilenmiştir. Neojende meydana gelen ve Piliyosen’e kadar devam eden tansiyonel hareketler, tarihi devirlere kadar uzanan volkanik faaliyetlere sebep olmuştur.

Tuz Gölü’nün kendine özgü bir jeolojik yapıya sahip olduğu söylenebilir. Gölün jeolojik yapısında 1.000 metre sürekli devam eden ve değişik yoğunluklarda bir tuz katmanı yer almaktadır. Bu katman, göl civarındaki tuz üretiminin sürekliliğini sağlamakta, diğer bir ifade ile bölgedeki tuz sanayinin ticari ömrünü uzatmaktadır.

Tuz Gölü Havzası’nda yaşı Üst Kretase’dan günümüze kadar değişen 10 km kalınlığında istiflenme söz konusudur. Havzanın derin kısımlarında genel olarak fliş karakterli ve birbirleriyle düşey ve yanal yönde ilişkide bulunan şeyl, kumtaşı, çakıl taşı ve kireç taşı gibi birimler çökelirken, kenar kısımlarında yer alan karasal ve sığ denizel birimlerin de çökeldiği araştırmacılar tarafından ortaya konulmuştur

Sığ denizel ve karasal ortamlarda yüksek enerji ürünü olan konglamera ve kum taşları çökelmiş, sakin dönemlerde şeyl, kireç taşı, jips ve anhidritler oluşmuştur. Tuz Gölü Havzası’nın kuzey ve kuzeydoğusundaki temel kayaç birimlerini, Temirözü, Mollaresul formasyonlarını ve Ankara karmaşığı ile Kırşehir kristalin kompleksine ait birimler, batı ve güneybatıdakileri ise düşük dereceli metamorfitler oluşturmaktadır.

Türkiye'nin Rusya ve İran'dan aldığı gaz miktarının ve basıncının özellikle kışın düşmesi önemli bir sorundur. Bu sorunu aşmak üzere Tuz Gölü'nün altında bulunan tuz bloklarının içine doğalgaz deposu yapılması düşünülmüştür. Tuz Gölü'nün 40 km güneyinde, Sultanhanı'nda 1 milyar m³ doğalgaz kapasiteli, 12 suni tuz mağarası yapılmaktadır. Yüzeyin 1 100 m ile 1 400 mt derinlerindeki tuz tabakalarına su basılarak eritilecek, çekilen tuzlu su Tuz Gölü'ne aktarılacaktır. Şubat 2017'de tesise ilk gaz verilerek depolama faaliyeti başlamıştır.
25
AKSARAY / Aksaray Malaklısı "Anadolu Aslanı"
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 13 Ocak 2019, 09:07:46 »
Aksaray Malaklısı ya da diğer adıyla Türk Mastifi Anadolu`ya, özelikle de Aksaray ve yöresine özgü bir bekçi ve çoban köpeğidir. Aksaray ve civarında yapılan araştırmalar ve kazılarda ortaya çıkan çok eski tarihi belgelerde ve buluntularda günümüz Aksaray Malaklısına tıpatıp benzeyen ve o zamanlar “savaş köpeği” olarak kullanılan iri kemikli, büyük kafalı, sarkık dudaklı köpeklerin resimleri ve hiyeroglifleri mevcuttur



Malaklı ırkına Aksaray Vilayetinde yetiştiği, Anavatanı bu bölge olduğu için Aksaray Malaklısı da denir. Bu Coğrafyada yüzyıllardır insanların en önemli geçim kaynağı hayvancılıktır, dolayısıyla çok sayıda küçükbaş ve büyükbaş hayvan sürüleri bulunmaktadır. Bu sürülerin koruma ve bekcilik (güdülmesi) eski çağlardan beri bu bölgenin kendi köpekleri ile yani Malaklı köpekleri tarafından yapılmaktadır. Malak kelimesi Aksaray yöresine ait bir terimdir ve anlamıda dudak demektir, bu köpeklere Malaklı denmesinin ırkı aslında aynen Kangal da olduğu gibi –Anadolu çoban köpeğidir– zira Aksaray İli ve çevresi Anadolu nun tam göbeğindedir. Bu Bölgede yetişen ve bu Bölgeye ait olan bu köpeklerde Anadolunun köpeğidir, ancak isimleri daha yeni yeni Halk arasında duyulmaya başlamıştır bunun en büyük sebebi bu Üreticilerin Malaklı yavrularını yıllardır Kangal altında satışa çıkarmaları ve bu şekilde tanıtmalarıdır. Bu sayede şu an Dönyanın dört bir yanında insanlar köpeklerinin Malaklı olduğunu bile bilmemektedir. Her ne kadar Malaklı da Kangal gibi Anadolu çoban köpeği olsada Sivas yöresinin köpeği olan Kangal dan bazı fiziksel farklılıklar gösterdiği için son zamanda yapılan Kangal festivallerinde Kangal üreticilerinin bir çoğu bu ırkın Festivallerde ayrılmasını talep etmişlerdir. Bu talepleri dikkate alınmaya başlanmıştır ve, artık Irk kendi yöresel ismini taşıma yoluna gitmiştir.


Malaklı Kangal'a göre daha iri yapılıdır, özellikle kafa ve ayaklarda bu fark bariz belli olur dudakları (Malakları) büyük ve sarkık olur, omuz yüksekliği erkeklerde 75-95 cm, dişilerde 65-85 cm dir. Çok nadir olmakla birlikte 100 cm nin özerinde erkekler vardır.Ağırlıkları erkeklerde 70-120 kg Dişilerde 50- 80 kg. Renkleri çoğunlukta boz karabaş ve sarı karabaştır, ancak akbaş ve ala renkte olan Malaklı larda mevcuttur. Vücutları çok kalındır bu yüzden dışarıdan bakıldığında hantal ve tembel gibi dururlar, ancak gerçekte çok seri ve hızlı köpeklerdir. Karakteri genelinde serttir, yabancı ve kötü niyetli insanlara karşı son derece saldırgandır o yüzden koruma köpeği olarak mükemmel ırktır. Diğer köpeklere karşı saldırgan olması, Malaklı ırkının köpek dövüşlerinde kullanılması neredeyse sadece bu konuda büyük, şöhret kazanmalarına yol açmıştır.

Malaklı Özellikleri:
Malaklı, diğer adları ile Aksaray Malaklısı, Anadolu Mastifi, Anatolian Mastiff Türkiye’ye özgü bir çoban köpeğidir. Bu köpek cinsinin anavatanı Aksaray’dır. Bu yüzden Aksaray Malaklısı olarak anılır. Aksaray dışında Balıkesir, Denizli, Burdur, Kahraman Maraş, Erzurum Ağrı gibi illerde de yetiştirildiği bilinmektedir. Aksaray civarında yöresel bir kelime olan “Malak” dudak anlamına gelmektedir. Bu köpek cinsinin dudakları aşağı doğru sarkık olduğu için yöre insanı Malaklı ismini kullanmışlardır.

Malaklı cinsi köpekler cinslerinden bahsedilirken düşülen en büyük hata bu köpek cinsinin benzer yapısı olduğundan dolayı Kangal köpek ırkı ile karıştırılmasıdır. Malaklı cinsi köpekler Kangal sanılmakta veya lanse edilmektedir. Malaklı ve Kangal arasındaki en belirgin özellikler, Malaklının dudak kısmının aşağı doğru sarkık olması ve kafasının kangala göre daha büyük olmasıdır. Renk ve fiziki diğer açılardan birbirlerine son derece benzemektedirler.

Anadolu Malaklısı büyükbaş hayvanları korumakta çok ustadırlar. Kurt gibi bir çok vahşi hayvandan asla korkmadan sürüsünü korurlar. Son derece güçlü ve çevik köpeklerdir. Malaklı cinsi köpeklerin kökeni çok eski tarihlere dayanmaktadır. İlk Anadolu uygarlıklarından bu yana yaşadığı, soyunun devam ettirildiği bilinmektedir.
Renkleri genellikle beyaz, krem rengi olup burun kısmı siyahtır. Kafa kısımları oldukça büyüktür. Malaklılar genellikle 65-125 kilo arasında olup 150 kilo ağırlığa ulaşabilirler. Türkiye’de bir ırk olarak kabul edilseler de yurtdışında ırk oluşu henüz onaylanmamıştır. Türk Çoban Köpeği olarak bilinirler. Hititler ve Sümerliler zamanından bu yana var olduğu düşünülmektedir.

Malaklıların sağlıklı yaşaması için bahçeli evler ve geniş araziler şarttır. Büyük köpek ırkları arasında olduklarından dolayı uzun egzersizlere ihtiyaç duyarlar.
26
FAYDALI BİLGİLER / “2 dirhem 1 çekirdek ” deyimi nerden geliyor?
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 13 Ocak 2019, 05:16:41 »
Keçiboynuzunun Yunanca adı keration. İngilizce de carob, Arapça da ise kırrat.

Keçiboynuzu tohumu yüzyıllar boyunca elmas ölçmek için kullanılmış.

Elmaslar keçiboynuzu tohumu ile tartılarak satılmış. Bu yüzden keçiboynuzu, kırat ya da karat denilen ölçüye adını vermiş.



Keçiboynuzu çekirdeği doğada ağırlığı değişmeyen tek tohumdur… Bütün tohumlu bitkilerden yalnız keçiboynuzu uzun süre suda bekletildikten sonra filiz verebilir.

Bu hem çok kuruduğu ve meyvesinden çıktıktan sonra son ve sabit ağırlığını aldığı için hem de içine su alması olasılığının çok az ve çok uzun zamana bağlı olduğu içindir.

Bu nedenle Araplar, Selçuklular ve Osmanlı döneminde ağırlık ölçüsü olarak kullanılmıştır… Dört tanesi bir dirhem eder. Dirhem değişmekle birlikte 3 gr. ağırlığı temsil etmektedir… Satıcı iki dirhemlik bir şey satarken (8çekirdek) lütfedip 1 çekirdek fazla tartarsa bu, malı alan kişinin itibarını gösterir.

Olağandan fazla giyinen, süslenen vb. kişilere de:
“İki dirhem bir çekirdek” denmesi bundan kaynaklanmaktadır.”
27
ÇANKIRI / Koca Meşe (Anıt Ağaç)
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 12 Ocak 2019, 13:45:37 »
İl merkezine 27 km uzaklıktaki Yapraklı İlçemize bağlı Karacaözü Köyünde bulunan ve koruma altına alınan meşe ağacının 500 yaşında olduğu tahmin edilmektedir. Dünyanın en yaşlı meşelerinden biri olan Koca Meşe'nin gölge alanı 256 m2 olup çapı ise 12,20 m dir. 2006 yılında tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

28
ÇANKIRI / Çavundur Termal Kaplıcaları
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 12 Ocak 2019, 13:37:35 »
Kurşunlu İlçesi Çavundur Beldesi’nde bulunan termal kaynaktan 54 °C sıcaklıkta 47 litre/saniye su çıkmaktadır. Gerede-Samsun (E 80) Devlet Karayolu'na 1.5, Kurşunlu'ya 9, Çankırı'ya 90, Ankara’ya 160, İstanbul’a 407 km uzaklıktaki kaynak çevresinde 3 adet tesis bulunmaktadır.
 
Çankırı Valiliği İl Özel İdaresince yaptırılan ve özel sektör tarafından işletilen tesiste,  115 oda ve 300 yatak, Belde Belediyesi tarafından işletilen tesiste 100 yatak, Şahıs tarafından işletilen 1 adet tesiste ise 20 yatak bulunmaktadır.
 
İl Özel İdaresince yaptırılan tesiste bütün dalarda termal su ve 2 adet modern havuzlu hamam, Belde Belediyesi tarafından işletilen tesiste ise 2 adet havuz mevcuttur.
Termal kaynaktan çıkan su, doğal sıcaklığı nedeniyle tüm ağrılı hastalıklarda, Alkalik özelliğine bağlı olarak içme kürleri şeklinde, sodyum iyonu içermesi nedeniyle de üst solunum yolları rahatsızlıklarında inhalasyon-aerosol tedavisi olarak kullanılabilmektedir.
 
Yol, su, elektrik ve telefon gibi alt yapı hizmetlerinin mevcut olduğu termal kaynağın hemen yakınından Çankırı-Zonguldak Demiryolu hattı geçmekte, böylece termal kaynağa istenildiğinde demiryolu ile de ulaşım sağlanabilmektedir.
29
ÇANKIRI / Alpsarı Göleti
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 12 Ocak 2019, 13:36:28 »
Çankırı İl Merkezine 22 km, Korgun İlçe Merkezine 10, mesafede bulunan Alpsarı Göleti yaklaşık 227.000 m2 lik alanıyla çevrenin en büyük göleti konumundadır.
 
Alanın topoğrafik yapısı ve bu yapıyla bütünleşen bitki örtüsünün güzelliği nedeniyle halkın ilgi duyduğu önemli bir mesire yeridir. Çevre düzenlemesi İl Özel İdaresince yapılan alanda restoran, masabanklar, perguleler, bisiklet ve yürüyüş yolları, voleybol ve basketbol sahaları, tenis kortu, yapay çim saha, kondisyon aletleri bulunmakta olup, ziyaretçiler gölette deniz bisikletleri ve teknelerle gezi yapabilmektedirler.
30
YOZGAT / Çayıralan Ormanları
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 10 Ocak 2019, 12:00:41 »
İlin güneydoğusunda yer alan Çayıralan İlçesi dolaylarında karaçam,ladin,meşe ve kavak ağaçlarından oluşan gür ormanlar vardır. İçme suyu ve otopark mevcuttur. Orman içerisine çeşitli yollar girmekte olup olup,dinlenme yeri olarak su ve havasıyla aranılan bir bölgedir.
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 10