Doğa Sporları - DoğaKolik

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
KARS / Kuyucuk Gölü
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 22 Nisan 2018, 20:30:24 »
Kuyucuk Gölü, Kars ili Arpaçay ilçesi sınırlarında Türkiye'nin 13. Ramsar alanı olan kuş cenneti.

Kars-Akkaya güzergahı üzerinde, Kars merkeze 40 km uzaklıkta, Akyaka'ya 15 km, göle adını veren Kuyucuk köyüne 1 km uzaklığındadır. Gölü çevreleyen Kuyucuk, Carcıoğlu, Duraklı köylerinde 163 hane bulunur.

Alanın, 416 hektarı ramsar alanı, bununda 245 hektarı göl yüzeyidir. Göl denizden 1627 m yüksekliğinde ve 13 m derinliğindedir. Alanda Kafkas üniversitesi biyoloji bölümü ve Kuzey Doğa Derneği kuş halkalama çalışması yapmaktadır. Alanda karasal iklim hakimdir. Doğal bitki örtüsünün bozkır olduğu çevrede, tahıllar ve yem bitkileri yetiştirilir. Sığ olan göl Avrasya-Afrika göç yolunun üzerinde bulunmasından dolayı kuş çeşidi fazladır. Göl çevresinde nesli tehlikede olan 7 tür, tehlikeye girmeye yakın 9 tür kuş gözlenmektedir. Gölü turizme kazandırmak amacıyla etkinlikler yapılmaktadır.

Aşağı kafkasya ekolojik bölgesinde yer alır. Alpin çayırlar ve sulak alan ekosistemi yaygındır. Göl kıyılarında hasır otu ve saz toplulukları görülür.

Uzunbacak, Angıt, Sakarmeke, Kara boyunlu batağan, dikkuyruk, Sığırcık, Boz kaz kuşları alanda bulunan bazı türlerdir. Alan Doğu Anadolunun en önemli kuş cennetidir. Asit miktarının yüksek olduğu gölde balık yaşamaz. Nesli tehlike de olan angıtların 20.000 adeti (dünya nüfusunun %12'si) gölde bir günde gözlenmiştir.

Gece kurbağası, su kurbağası ve Kars kertenkelesi alanda yaşayan sürüngenlerdir. Alanda şu memeli türleri görülür: Tilki, tarla faresi, Anadolu kör faresi, alaca sansar.
2
BALIKESİR / Cunda Adası
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 22 Nisan 2018, 19:05:29 »
Alibey Adası ya da Cunda, idari bakımdan Balıkesir'in Ayvalık ilçesine bağlı bir ada. Ayvalık koyundaki Ayvalık Adaları olarak adlandırılan irili ufaklı 22 adanın içerisinde yerleşime açık tek ada Alibey'dir. Türkiye'nin Ege Denizi'nde bulunan 4. büyük adasıdır. (1.Gökçeada, 2.Bozcaada, 3.Uzunada) Konumu gereği Batı Anadolu'da deniz yollarının kesişme noktasında bulunan bir adadır.

 

Cunda Adası'nın Ayvalık kaymakamlığına bağlanmasına dair 9 Aralık 1852 tarihli irade.
Alibey Adası'nın bugünkü ismi, Kurtuluş Savaşı'nda padişahın 'Yunanlara teslim olun' emrine karşı gelerek silahlı mücadeleye başlayan ilk birliğin kumandanı Yarbay Ali Çetinkaya'ya ithaftır. [kaynak belirtilmeli] Ada daha önce Cunda ve Moshonisia (Kokuluada) isimleriyle tanınıyordu. Piri Reis'in Kitab-ı Bahriyesi'nde bahsettiği Yund Adalarının bu bölgeye ait olduğu tahmin edilmektedir.
Adanın nüfusu 2000 yılı itibarıyla 3.000'dir. Ancak bu rakam yazın 20.000'e kadar çıkabilir. Adanın nüfusunun çoğunluğu Girit ve Midilliadalarından 1924 nüfus mübadelesi zamanında göç eden Türkler'den oluşmaktadır. Bu yüzden adanın yaşlı nüfusunun çoğu Rumca(Yunanca)'yı bilmektedir. Son yıllarda ada nüfusu, emeklilik günlerini sakin bir yörede geçirmek isteyen büyük şehir sakinleri tarafından arttırılmıştır.

Alibey Adası'nın anakaraya bağlantısı iki ayrı köprü ile sağlanmaktadır. Dolap Boğazı mevkiinde 1964 yılında inşa edilmiş olan Türkiye'nin ilk boğaz köprüsü, Alibey ve Lale Adalarını birleştirmektedir. Lale Adası ise anakaraya 1817 yılında denizin doldurulmasıyla yapılan 700 metrelik bir hemzemin bir köprü-yol ile bağlanmaktadır.
 
Alibey Adası son yıllarda yerli turizm merkezleri arasına girmiştir. Özellikle sahil şeridindeki balık lokantaları ile bilinir. Günlük tekne gezileri sayesinde civar adalara ve adanın karadan ulaşılması zor bölgelerine gitmek mümkündür. Midilli Adası'na günü birlik seferler ise özellikle yaz aylarında yabancı turistlerin adaya ve Ayvalık'a gelmelerini sağlamıştır.
Ada halkının turizm yanında iki büyük geçim kaynağı vardır: zeytincilik ve balıkçılık. Ada zeytinleri özellikle zeytinyağı üretimi için uygundur.

Alibey Adası doğal güzellikleri ve tarihi yapıları nedeniyle koruma altına alınmış ve 1976 yılında Ayvalık ve çevresindeki 17.900 hektarlık alan doğal ve tarihi sit alanı olarak kabul edilmiştir. Alibey Adası'nda mübadele öncesinden, Rum Ortodoks cemaatinden kalma birçok kilise ve manastır mevcuttur. Bu yapıların koruma altına alınması ancak Alibey Adası'nın tanınması ve restorasyon için sermaye aktaracak sponsorların adada mülk satınalmaları ile mümkün olabilmiştir. Son olarak 'Aşıklar Tepesi' olarak bilinen mevkiide bulunan değirmenin restorasyonu 2006 yılında tamamlanmış ve ziyarete açılmıştır. Adada, halen restorasyon için sponsor bekleyen pek çok tarihi eser bulunmaktadır.

Adadaki tarihi binalardan bazıları aşağıdaki gibidir:
•   Çamlı Manastır/Taksiyarhis Ta Çamya : Ada merkezinden yaya olarak ve Patriça yolundaki Ekşi Çeşme'nin solundaki yol izlenerek yarım saatte varılabilir
•   Koruyan Meryem Manastırı/ Panagias Tis Lekai :Ayvalık Dalyan Boğazı'ndan çıkışta sağda zeytin ağaçlarının arasından gözüken boğaza hakim manzaralı restore edilmiş özel mülk
•   Ay Işığı Manastırı/ Ai Dimitri Ta Salina : Patriça 2. köyden yürüyüşle 45 dakika mesafededir
•   Ayos Apostolos Manastırı/ Adaya giderken köprüyü geçtiğinizde soldaki sahil yoluna saptığınızda 500 metre mesafe sonra sağ yukarıdaki küçük tepeciktedir
•   Tavuk Adası Manastırı / Ayiu Ionnu Tu Podromu : Alibey Adası'nın karşısındaki Tavuk Adası üzerinde inşa edilmiştir
•   Güvercin Adası Manastırı / Ai Yorgi : Pateriça Körfezinin ortasında, andezitten oluşmuş küçük bir adanın üzerinde inşa edilmiştir
•   İlyas Peygamber Manastırı / Profit İliya : Köprünün Ada'ya giriş yönünde 200 metre sonra deniz tarafındadır; temel kalıntılarından az miktarı geriye kalmıştır.
•   Kızlar Manastırı / Evangelistriya

3
BALIKESİR / Patricia Koyu
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 22 Nisan 2018, 18:59:50 »
Büyük şehirlerin karmaşasında uzak, sakin ve huzurlu bir tatil geçirmek isteyenlerdenseniz eğer Cunda Adası tam aradığınız yer.



Akşamları rakı balık sofranıza oturup, denize karşı keyif yapacağınız, gündüzleri ise denizin tadını bol bol çıkarıp, denizden sonraki zamanınızda küçük keşif yolculukları yapacağınız bir nokta Cunda. Sadece doğası değil tarihiyle de büyüler görenleri.

Cunda Adası’nın en cezbedici noktası neresi derseniz eğer; size vereceğimiz ilk cevap Patricia Koyu olur. Evet, çoğu kimsenin bilmediği bu koy huzur dolu anlar sunar gelen misafirlerine.

Patricia Koyu’nun suları sığ. En başlarda taşlık bir kumsala sahip olduğu düşünülse de, ilerledikçe kumlar sarar ayağınızı. Denizin suyu oldukça sakin. Özellikle sakin bir deniz olması gelenleri etkiler. Çünkü sakinliğinde dinlendirir en çok.
4
İZMİR / Gölcük Yaylası
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 20 Nisan 2018, 11:51:58 »


İzmir’in Ödemiş ilçesinde bulunan Gölcük Yaylası, her mevsim farklı bir güzellikle çıkar ziyaretçilerinin karşısına. Yayla, Ödemiş’e 18 kilometre, İzmir’e ise 130 kilometre uzaklıktadır.

Doğanın kucağında olduğunuzu hissedeceğiniz Gölcük Yaylası’nda 810 dekarlık bir göl bulunmaktadır. Tarihi bir öneme de sahiptir bölge. Karamanoğulları yaylada at beslerlermiş. Yakın bir dönemde, devrin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu tarafından parsellenmiş ve halka dağıtılmıştır.



Yayla halkı geçimini tarımla sağlamaya devam etmektedir. Ülkenin en kaliteli patatesleri bu yaylada üretilmektedir. Aynı zamanda; kestane, ceviz, erik, kızılcık, kiraz ve elma da başlıca tarım ürünlerini oluşturur. İzmir’e tatil için gelip Gölcük Yaylası’ndan haberdar olanlar, mutlaka uğrar bölgeye. Bozulmamış doğasıyla hafızalarınızda büyük bir yer edinecek olan Gölcük Yaylası’nda zaman geçirirken; Ödemiş’in en görülesi yerleri arasındaki Birgi Çakırağa Konağı’na ve Ödemiş Müzesi’ne vakit ayırmayı unutmayın.
5
KASTAMONU / Karakadı Köyü
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 20 Nisan 2018, 11:48:18 »

 
Kastamonu‘nun Cide ilçesine bağlı şirin bir köy Karakadı. Kastamonu Merkez‘e 165, Cide ilçe merkezine ise 32 km mesafede yer alıyor. İsmini Osmanlı’nın son döneminde köye gelen Arap kadısından aldığı rivayet edilen Karakadı Köyü’ne ulaşım ise öyle kolay değil. Yol toprak ve çakıl karışımı, dolayısıyla aracınıza güveniyorsanız gidin ve görün. Malum, Karadeniz şartları oldukça çetin.

Karakadı Köyü Loç yöresinde bulunduğundan muhteşem doğal güzelliklerle çevrili. Köyün merkezinden 15 dakikalık yürüyüşle Sökü Tepesi’ne ulaşıyorsunuz. Sökü Tepesi’nin en önemli özelliği ise Karadeniz iklimi ile Akdeniz iklimini bir bıçak gibi birbirinden ayırıyor oluşu. Bununla birlikte Küre Dağları’nın büyüleyici manzarası da tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriliyor burada.

Eğer yolunuz Cide’ye düşerse, Karakadı Köyü’nü de gezi listenize ekleyebilirsiniz. Şimdiden keyifli bir tatil geçirmenizi dileriz.
6
İSTANBUL / Ynt: İstanbul'da Hafta Sonu Nerelere Gidebilirim
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 20 Nisan 2018, 11:39:33 »
Garipçe Köyü

Garipçe, Boğaz sahil şeridinde ve Rumelikavağı ile Rumelifeneri köyü arasında kalan bir balıkçı köyü. Mitolojide lanetlenmiş Kral Phineas’ın yaşadığı bu köye antik çağda sahilinin taşlık ve kayalık olması, yüksek ve sarp kayalıklarında kartal ve akbabaların yuva yapmaları nedeni ile Gyropolis yani ‘Akbabalar Şehri’ denilirdi. Garipçe Köyünün bir diğer adı tarihçi Homeros’a göre Kharybdis’dir. Bir başka söylem ise köyün adının Karibce’den gelmesidir. ‘Karib’ kelimesi Osmanlıca da ‘yakın, yakında olan, yer ve zamana yakın, soyca yakın’ anlamına geliyor.

Köye, kayalıklar arasındaki küçük bir koyda olması, yerleşim alanının yetersiz bulunması, balıkçılık dışında başka bir meslek dalının gelişme göstermemesi nedeniyle de ‘gariban’dan esinlenerek ‘Garipçe’ denilmiş olabilir. Köyün büyüme ve gelişme gösterememesi, balıkçılık dışında herhangi bir sanatın olmaması garipliği bu tezi doğrular nitelikte. Osmanlı döneminden beri bu isim kullanılmakta.

Garipçe’de Bizans ve Osmanlı dönemine ait tarihi eserlere de rastlanıyor. Garipçe Burnu’nda bulunan kale hala kullanılabilir durumda. Garipçe Kalesi, Padişah III. Mustafa (1557-1574) tarafından Macar asıllı Fransız mimar Baron François de Tott’a yaptırılmıştı. Köyün en yüksek tepesinde bir gözetleme kulesi var. Ancak hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığı bilinmiyor. Ayrıca Büyük Liman’daki hamam, kilise ve yarı sağlam kale duvarı ve pek çok evin yıkıntısı bulunuyor. Büyük  Liman’da Osmanlı döneminde tersane vardı. Tersane ile ilgili herhangi bir kalıntı yok. Ancak, deniz kenarındaki çeşmenin kitabesinden anlaşılıyor ki, bu çeşme tersane için Hasan Paşa tarafından 1199’da yaptırılmış.    Soğuksu Çeşmesi ve Hacının Suyu Çeşmesi de tarihi eserler arasında.

Ulaşım :
Özel araç ile: Sarıyer merkeze aracınız ile ulaştıktan sonra Kilyos istikametine devam edip Koç Üniversitesi kavşağını döndükten sonra Garipçe tabelalarını takip edebilirsiniz.

Toplu taşıma ile: 4. Levent metro durağından 25T otobüsü ile veya dolmuşlarla Sarıyer’e ulaşabilirsiniz. Sarıyer’den ise 150 numaralı otobüs ile yaklaşık 30 dakika içerisinde Garipçe Köyü’ne ulaşabilirsiniz. 150 numaralı Sarıyer – Rumeli feneri otobüs hattının saatlerini kontrol etmek için tıklayın.
7
YOZGAT / Roma Hamamı (Basilica Therma)
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 19 Nisan 2018, 12:43:39 »
Yozgat'ın Sarıkaya ilçesinde yapılan arkeolojik kazılarda, Anadolu'nun ilk termal tedavi merkezi ortaya çıkarılmıştır. Basilica Therma olarak adlandırılan kalıntı, tarihin en özel yapılarından biridir.



Yapılan araştırmalarda Roma İmparatorluğu dönemine ait olduğu anlaşılmıştır. Termal kaynaklar üzerine kurulmuş bu kalıntının termal merkezi olarak yapıldığı düşüncesini güçlendirmektedir. Yakın bir zamanda bu 3 bin yıllık kalıntı üzerinde çalışmalar yapılarak turizme kazandırılması bekleniyor.
8
MARMARA BÖLGESİ TREKKING PARKURLARI / İncesırt - Rezve deresi - Kırklareli
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 19 Nisan 2018, 09:38:51 »
Yer: Kırklareli

Araç Yolculuğu: 2 Saat

Yürüyüş Süresi: 5 Saat

Parkur Uzunluğu: 15 Km

Parkur Durumu: Toprak Yollar, Orman Yolları, Orman içi Patikalar, dere kenarı patikalar

Uygun Mevsim: İlkbahardan Sonbahara kadar

Zorluk Derecesi: orta


Gps :* incesirt-rezve-deresi.gpx (216 KB - Yükleme: 1 kez.)
9
KIRKLARELİ / Mutludere (Rezve Deresi)
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 19 Nisan 2018, 09:30:30 »
Mutludere (Rezve Deresi),Bulgarca: Резовска река, Türkiye'nin en kuzeybatısı ve Bulgaristan'ın en güneydoğusunda konumlanan ırmaktır. Istranca Dağları'nın Türkiye kesimindeki uzantısı olan Mahya Tepesi'nden doğar. Bulgaristan ve Türkiye'nin diğer ortak ırmağı Değirmendere (Veleka) Nehri'ne oranla daha hızlı akar ve çok daha soğuktur. Irmak bolca alabalığa ve yayın balığına ev sahipliği eder.


Volçan Köprüsü

Irmak, Uzunbucak rezervi yanında halkça 'bucak' diye adlandırılan menderesler oluşturur. Mutludere'ye bakan yamaçlar yoğun meşe ve kayın ormanlarıyla kaplıdır. Kayalık yamaçlarda makiler, ender orkide türleri, sarmaşık, meryemana asması, saparna, kuşkonmaz, yunan ipekotu, şerbetçiotu ve yabani asma türleri izlenir. Irmak kıyısına özgü sürüngenler oluklu kertenkele, çukurbaşlı yılan ve ev yılanıdır.

Mutludere ağzında bulunan sınır, Bulgaristan ve Türkiye arasında toprak anlaşmazlığına yol açtı, ancak durum 6 Mayıs 1992 tarihinde (Bulgaristan 1998'de imzalamıştır) iki ülke arasında yapılan anlaşmaya göre Bulgaristan'ın Rezovo Körfezi'nden birkaç kilometre toprak ve Türkiye'nin kıta sahanlığından su alanı almalarıyla çözüme erdirilmiştir.
10
KIRKLARELİ / Zindan Dere Şelaleleri
« Son İleti Gönderen: GeZGiN 19 Nisan 2018, 09:25:03 »
Kırklareli'nin Demirköy ilçesine bağlı Avcılar köyündeki 7 metre yükseklikten akan şelale, yerli ve yabancı ziyaretçilerini bekliyor.



"Şelaleye ulaşım, ormanlık alandan sağlanması nedeniyle zor. Şelalenin turizme kazandırılmasıyla yerli ve yabancı turistlerin bölgeye akın edeceğine inanıyoruz. Şelalenin Trakya'da eşi ve benzeri yok. Istrancalar'dan doğan suyun aktığı şelale, Bulgaristan'dan akan Rezve Deresi'ne karışmaktadır. Şelale bugüne kadar askeri bölgede olduğu için ziyaret edilemiyordu. Yaklaşık 8 yıl önce askeriyenin bölgeden ayrılmasıyla karakol bölgeden taşındı. Daha sonra gözlemlerimize göre bölgeye bazı doğaseverler geldi. Gördük ki şelale keşfedilmeyi bekliyor."
Sayfa: [1] 2 3 ... 10