Doğa Sporları - DoğaKolik

Çayın tarihi

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

GeZGiN

  • *****
  • 2451
  • Cinsiyet: Bay
    • insan ve doğa
Çayın tarihi
« : 01 Ekim 2011, 20:57:15 »
Çayın Kültür Tarihi’nin yazarı Stephan Reimertz, ilk çay içildiğinde ne Musa ne öteki peygamberlerin henüz dünyaya gelmemiş olduğunu yazar. Çinliler, soylu bir bitkiden elde edilen bu soylu içeceği, Çin İmparatoru Shen Nong’un iktidarı sırasında, İsa’dan yaklaşık 28 yüzyıl önce keşfettiklerini ileri sürüyorlar.

Çay yaklaşık 5 bin yıldır içiliyor olmasına rağmen, insanların çoğunun hayatına çok sonraları girdi. Fincan başına 4 kalori içeren bu lezzetli sıvı, önceleri ilaç ve ritüel içeceği işlevi görmüştü. İlk olarak Çinliler, daha sonra 6. yüzyılda çayı onlardan alan Japonlar, kendi dini ritüellerine ve eskiden beri törensel olan yemek yeme adaplarına uygun olan bir çay içme töresi geliştirdiler.

Çay, Venedik’e 1559, İngiltere’ye 1598, Portekiz’e 1600 yılında gitti. Hollandalılar çayı ilk kez 1610 yılında gördüler. Ama çayın Avrupa’da yaygınlaşması Kornelius Bontekoe’nin 1679 yılında yayımlanan “Fevkalade Çay Nebatına Dair Bir Tetkik” adlı eserinde gerçekleşti. Bontekoe büyük prensin özel hekimiydi. Efendisinin gut hastalığını çayla iyileştirdiği söylenir. Bu olay tıp camiasında da tartışmalara yol açmıştı.

Çayın en özel içilme biçimi Ruslara aittir. Semaverleriyle ünlü Rusya’ya çayın gelmesinden, Sibirya’nın kuzeybatı sınırına çok yakın Ubsanor bölgesindeki Moğol Hanı sorumludur. Moğol Hanı 1638 yılında Rus elçisine, Romanov hanedanının ilk hükümdarı olan Çar Mihail’e hediye olarak götürmesi için 200 paket çay verdi. Bundan sonra çayla tanışan Ruslar, onu kendi stillerine uygun bir biçimde içmeye başladılar. Rusya, Çin ile Avrupa arasındaki  konumu nedeniyle, bir çay diyarı olmaya çok uygundu.

Gelirin yüzde 5’i çaya gidiyordu
İngilizler çay tiryakisi olarak bilinirler. Fakat, Londra’da Garway’s Coffee House 1675 yılında ilk kez çay servisine başladığında, İngiltere dünyada en çok kahve içilen yerdi. Bu Uzakdoğu içeceğinden ilk kez 1615 yılında, Japonya’daki Firando kentinde İngiliz East İndia Company (Doğu Hindistan Kumpanyası) şirketinin temsilciliğini yapan R. L. Wickham söz eder. Çay saati, İngiliz sarayına 17. yüzyılın sonunda girdi. Katolik kral II. Charles, Fransa’daki sürgünden döndükten sonra karısı Katharina von Braganza, geceleri çay içme alışkanlığını başlattı. Fakat çayın İngiltere’de ulusal bir içecek haline gelmesi için daha 100 yıl geçmesi gerekti. Bu tarihlerde çay, bütün İngiltere’yi fethetti. 1750 yılında Londralı bir işçi ailesi, gelirinin ortalama yüzde 5’ini çaya harcıyordu.

Amerikalılar önceleri çayı Hollandalı kaçakçılardan sağlıyorlardı. Afternoon tea (ikindi çayı) göreneği, 17. yüzyılın ortasında Hollanda’dan New York’a bu yolla ulaştı. Yani İngilizler akıl edene kadar Amerikalılar yaklaşık 200 yıldan beri ikindi saatlerinde çay içiyorlardı. Bedford düşesi İngiltere’de ikindi çayı geleneğini, ancak 1840 civarında başlattı.

İslamiyetin başlangıç dönemlerinde kahve de çay da yoktu. Çay tarımının bugün en çok çay üreten Hindistan ve Seylan’da plantasyonlar halinde gelişmesi, 19. yüzyılda İngilizlerin girişimi ile olmuş, çay tarımı Cav’da 1827, Seylan’da 1877’de başlamıştı. Afrika’ya girişi ise 1847’deydi. Çayı ilk kez paket halinde satan kişi Sir Thomas Lipton’du.

Evliya Çelebi, seyahatnamesinde Türkiye’de çay içildiğini yazmıştı. 1857 yılında ise Ahmed Ebül-Hayr’ın Risale-i Çay’ı yayınlandı. Osmanlı ülkesi, çayı 1600’lerde tanıdı. Ancak bu ülkede çay tiryakiliğinin yaygınlaşması 1840’larda başladı.

Karadeniz’de çay yetiştirilmeye başlanıyor
Bizde 1878’de Japonya’dan tohum getirerek Doğu Karadeniz’de çay üretimi denendi, ancak büyük kargaşanın ve göçlerin yaşandığı o dönemde, bu girişim başarılı olmadı. Çay, Türkiye’de I. Dünya Savaşı’na kadar oldukça yoğun bir tiryaki nüfusu yaratmıştı. Savaş sırasında yaşanan çay kıtlığı üzerine tartışmalar olmuş, Bursa köylülerinin sattığı ayı üzümü yaprakları, çay yerine kullanılmıştı. Bu dönemlerde Halkalı Ziraat Mektebi müderrisi Ali Rıza Ertem, çay hakkında makaleler yazmaya başladı. Cumhuriyetten sonra Rize’de çay yetiştirilebileceğini saptayan da yine Ali Rıza Bey’di.

İlk fabrika 1947’de
1927’de Mustafa Nezih Albayrak, kendi etiketi ile kutu ve paket çayı piyasaya sürdü. Çayla birlikte sunduğu pişirme tarifesinde “Müşteriler tamamen zevkıyab olmazlarsa, arzu ettikleri çayı buluncaya kadar beğenmediklerini bila-bedel tebdil edebilirler.” demekteydi.

1939’da Sivas’tan doğuya gidildikçe çay tüketiminin arttığı görülüyordu. Kars, Erzurum, Erzincan, Doğu Karadeniz kıyısı ve Gümüşhane’de çay tüketimi oldukça yoğundu. 1933’de Ankara’nın en çok işleyen kahvelerinden Kızılırmak kahvesinde, kış mevsiminde haftada bir kilo, yaz mevsiminde ise 600 gram çay tüketilmekteydi.

II. Dünya Savaşı sırasında çay karneye bağlandı ve iki aylık tüketim 20 gram olarak belirlendi. Çekilen ithalat sıkıntısı nedeniyle çay alım ve satımı 1942’de Tekel kapsamına alındı 1947 yılında Rize fabrikası üretime geçti ve aynı yıl 20 tonluk ilk ihracat yapıldı.

Türkiye’yi çayla tanıştıran adam: Zihni Derin
Bir ilimiz var adı Rize
Durup dururken bir bardak çay sundu bize
Rize’de çayı kim yetiştirdi Rize’de
Misisipi’ye karışan çayları öğrettiler bize

Rize’de çayı kim buldu Rize’de
Kimdi o sessiz sedasız kumral kumral
demlenen mübarek adam
Adını öğretmediler bize

İşte o güzel adamdan bre şahin aman
bir tane daha

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şiirinde bahsettiği o güzel insanın ismi Zihni Derin’di. Rize’de çay üretilmesi için uzun yıllar uğraş verip sonunda amacına ulaşan Zihni Derin’in hayat hikayesinin özeti ise şöyle:

Zihni Derin, 1880 yılında Muğla’da doğdu. 1897′de Muğla İdadisi’nden, 1900’de Selanik Ziraat Ameliyat Mektebi’nden, 1904’de Halkalı Ziraat Mekteb-i Alisinden mezun oldu. 1905 yılında Aydın İli Orman ve Maden Muamelat Katipliği ile Devlet Memurluğuna başladı.

Rodos, Gediz, Simav ilçelerinde çalıştı. Orman Müfettiş Vekaleti’nde bulunduktan sonra, 1907’de aynı ilçelerde Orman Müfettişi oldu. İki yılı geçince, Akdeniz adaları İli Orman Müfettişliği’ne aktarıldı.

Milli Mücadele dönemi hükümetinin kurduğu İktisat Bakanlığı’nda ilk Ziraat Genel Müdürü oldu ve 1924′e kadar bu görevde kaldı.

Ankara’da 1921 Nisanı’nda bakanlık temsilcilerinin katıldığı bir komisyonda, o dönemde işsizlik ve sosyal karmaşa ile gündeme gelen Rize ve çevresinin huzurlu bir yaşama kavuşabilmesi için, öncelikle insanların iş ve çalışma imkânına kavuşturulması gerektiğini ileri sürdü. Komisyon bu görüşü kabul etti ve Zihni Derin’in bölgede inceleme yapması kararlaştırıldı.

Batum’dan çay fidanı getiriliyor
Zihni Derin 1923 yılında Rize’ye geldi. Eski adı Garal Dağı olan hazineye ait bir bölgede, 15 dekarlık arazi, fidanlık işine tahsis edildi. Bölgede yaptığı incelemelerde bazı meraklıların Batum’dan dönüşlerinde getirdikleri ve diktikleri gayet iyi gelişmiş çay fidanlarıyla karşılaştı.

Daha sonra kendisi de Batum’a düzenlenen bir geziye katıldı. Batum ve çevresinde Ruslar tarafından oluşturulan çay bahçelerini, çay fabrikasını ve Astropikal Bitkiler Araştırma İstasyonu’nu inceledi. Beraberinde çay tohumu ve fidanları, narenciye ve bazı meyve çeşitleri, bambu rizomları ve bir Rus bahçıvan ile Rize’ye geri döndü. Böylece fidanlık kuruldu. Zihni Derin, bu Rus bahçıvana fidanlığı emanet ederek Ankara’daki görevine döndü. Batum’a sipariş edilen 500 bin tohum fidan haline getirildi ve halka dağıtıldı. Ancak gerek halkın gerek devletin konuya yeterince eğilmemesinden dolayı teşebbüs başarısızlıkla sonuçlandı.

Zihni Derin yılmadı, sorunu çözmek amacıyla bir kanun teklifi hazırlayarak, bakanlık kanalıyla Meclis’e sundu. Tasarı, o dönemin Rize Mebusları’nın desteğiyle 6 Şubat 1924 tarih ve 407 sayıyla kanunlaştı ve “Rize Vilayeti ile Borçka Kazasında; Fındık, Portakal, Limon, Mandalina, Çay Yetiştirilmesi Hakkındaki Kanun” adıyla yürürlüğe girdi. Zihni Derin, daha sonra öğretmenlik mesleğine döndü. 1936’dan sonra ziraatle ilgili idari görevlere yeniden getirildi. 1938′de Rize ve çevresinde kurulacak Zirai Teşkilat’ın koordinatörlüğü görevi kendisine verildi. 1946 yılı Ağustos ayında Zihni Derin bölgeye yerleştirilen çay tarımının mutlu dönemini yaşamakta ve onun sıcak heyecanını gönül rahatlığı içinde duymakta iken, yaş haddi nedeniyle emekli olduğu haberi geldi. Emeklilik onun bu bölgede bulunması için bir engel değildi. Tarım Bakanlığı kendisine anlaşmalı bir kadro tahsis ederek, Bakanlık Koordinatörü görevini verdi. Zihni Hoca artık Ankara’daydı. Yılda birkaç defa Rize’ye gelerek çalışmalarına devam etti. 5-6 yıl boyunca da bu görevini sürdürdü.

Bu yıllarda artık Zihni Derin herkes tarafından çay tarımının önderi olarak kabul ediliyordu. Karadeniz Bölgesinde çaycılığın yerleştirilmesi amacıyla sarf ettiği 40 yıllık çabanın karşılığında, 1964 yılı Ağustos ayında da Rize’de yapılan “Çay’ın 40. Yılı ” törenlerine onur konuğu olarak çağrıldı. Bu toplantıya katılmak üzere Rize’ye giderken bir trafik kazası geçirdi ve kalça kemiği kırıldı. Ankara’da üç buçuk aylık bir tedaviden sonra eski sağlığına kavuştu. Ama bir süre sonra  25 Ağustos 1965′te Ankara’da vefat etti.

Kaynak: Beslenme Tarihi Albümü, Editör: Necla Akgökçe, 2003



Linkback: http://www.dogakolik.com/index.php?topic=918.0
« Son Düzenleme: 10 Temmuz 2015, 04:03:06 Gönderen: GeZGiN »



 

Çayın Tarihçesi

Başlatan GeZGiN

Yanıt: 0
Gösterim: 573
Son İleti 31 Temmuz 2016, 11:44:10
Gönderen: GeZGiN
Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38