Doğa Sporları - DoğaKolik

KAZDAĞLARI

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

GeZGiN

  • *****
  • 2453
  • Cinsiyet: Bay
    • insan ve doğa
KAZDAĞLARI
« : 22 Ekim 2009, 14:09:54 »
 Kazdağları’ nın eteklerinde yaşayan Türkmenlerin İstanbul’un veya Midilli’nin fethi sırasında gemilerde kullanılmak üzere kereste üretmeleri için Fatih Sultan Mehmet tarafından Toroslar‘dan getirildiği söylenmektedir.
Kazdağları Çanakkale ve Balıkesir sınırları içerisinde yer almaktadır. Doğusundan batısına kadar efsanelerle dolu. Tarih boyunca pek çok yerleşimin kurulduğu, günümüze kadar gelen tarihi kalıntılardan anlaşılmaktadır.

Biz gezimize Tahtakuşlar köyünden başlıyoruz bugün. Kızıl çamlar el sallıyor, kıvrımlı yollar yüreğimizi hoplatıyor. Yükseklik arttıkça kızıl çamlar yerini kara çamlara bırakıyor.



Kızılçam: 5-20m boylarında hızlı büyürler, kalın dalları var ve kızıl renklidirler. İğne yaprakları uzundur. Kozalakları da topaç biçimindedir.



Karaçam: 35-40m boy yaparlar. Bol reçineli, tomurcukları büyüktür. Yaprakları koyu yeşil ve serttir.



Köyün girişinde karşılıyor bizi Etnografya müzesi. Bu müzenin bir özelliği var: İlk özel Etnografya müzesidir.


 


Kaz Dağları’nın eteklerinde bulunan 130 haneli 600 nüfuslu şirin Tahtakuşlar Köyü, 1991 yılında açılan Türkiye’nin ilk özel Etnografya Müzesi (Galerisi) ile 1992 yılında açılan ve Türkiye’de ilk kez bir köyde kurulan sanat galerisini barındırıyor. Alibey Kudar ve ailesinin çabalarıyla kurulan Galeri, yasal nedenlerden dolayı Müze olarak adlandırılmasa da Birleşmiş Milletler’in 1994 UNESCO Ödülü’ne layık bulunmuş. Etnografya galerisinde Orta Asya'dan Türkiye'ye göç eden Konar - Göçer Türk Boylarinin ilginç ve özgün kültür varliklari, giyim, ev esyalari, aletleri, halilari ve çadirlari, sanat galerisinde her tür sanat yapitlari yil boyunca sergilenmektedir.
Şimdi sıra Hasan boğuldu ve Sütüven şelalesinde…
Hasan boğulduyu duymayan yoktur gibi. Filmi çekilmişti. Ama ben bize anlatılan hikayesini anlatmak istiyorum.
Hasan köyün genç ama fakir delikanlısıdır. Yiğitliği dört bir yana nam salmıştır. Ama ne var ki bu genç köyün ağasının kızına sevdalanmıştır. Ailesi istemeye gider ama Türkmen adetleri çok ağırdır. Babası kızını ne kadar sevdiğini sınamak ister ve bir vazife verir. Hasan Aşağı köyden yukarı köye 40 okkalık 40 torba tuz taşıyacaktır.
Hasan sırtlanır çuvalları birer birer, taşımaya koyulur. Ne var ki terlemektedir ve tuzlar sırtında yara açmıştır. Kaçıncı çuval taşıyordu bilinmez ama, dereye ulaşınca sırtında çuvalla oraya düşer. Kız, köyde beklemektedir ve gelmediğini görünce koşar, gittiği yolu takip ederek Hasan ı aramaktadır. Ve derede Hasanın mendilini bulmuştur. Alır ve onunla kendini ordaki söğüt ağacına asar.
Şimdi o dereye Hasanboğuldu deresi ve o söğüte de Emine Söğütü derler.



Çok uzağında değildir Sütüven şelaleside. Sesi o kadar yankılanıyor ki ormanda, sanki her yerden damlalar taşları dövüyor gibi. Adı da zaten oradan gelmemiş mi.
Sütüven şelalesinin ilk adı Su dövenmiş. Kayalara çarpıp karşıya sıçradıkları için bu ad verilmiş. Zamanla değişkliğe uğrayınca bu hali almıştır.
Ben değil, manzara anlatsın geri kalanını….
 

 


Linkback: http://www.dogakolik.com/index.php?topic=160.0
« Son Düzenleme: 13 Şubat 2011, 12:00:01 Gönderen: GeZGiN »



 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38